Ara
  • Aynur Karabulut

ISPANAKTAN BİLİME BİR BAŞARI HİKAYESİ!..


"Annem devamlı ıspanak yiyordu"

“Ispanakların çürük kısmını deneyerek polimer elde etmeyi başardım. Çünkü yenilen bir şeyden yaparsak bu gerçekten bizim zararımıza olur ama yenilmeyen, çürümüş bir şeyden yaparsak hem toprağa katkı sağlar hem de daha az maliyetli olur. İçerisinde farklı tohumlar barındıran kahve kapağı ve kaşıklar ürettik.

Geri dönüşüm ağırlıklı projelerle ilgileniyoruz çünkü tek kullanımlık ürünler doğada ciddi oranda plastik kirliliğine sebep oluyor. Yaklaşık 200’den fazla deneme yaptık bunların sadece 5 tanesi başarılı oldu. Moleküler biyolojik genetik mezunu arkadaşlarımız tarafından içine tohum koyarak sentezledik. Bu sentezlediğimiz ürünleri doğaya attığımızda 2 haftada çözülerek doğayı besliyor. Yapılarında farklı tohumlar barındırıyor. Papatya, gül, meyve, sebze vb. ürünler yeşeriyor.”

19 yaşında olan Emir Belli ile Ispanaktan ürettikleri içerisinde çeşitli tohumlar barındıran ve doğada çözünerek çeşitli bitkilerin yeşermesine katkı sunan plastik atıkların geri dönüşümü projesi üzerine konuştuk. Buyurunuz efenim…


Emir Belli kimdir?

19 yaşındayım. 2002 yılında İstanbul Halkalı' da Dünya’ya geldim. Küçüklüğüm sağlık problemleriyle başladı. Bronşit rahatsızlığım nedeniyle ilkokul ve ortaokul hayatım biraz sıkıntılı geçti. Okuma yazmayı annem sayesinde öğrendim. İlham kaynağım annemdir. Bronşitin en büyük sağlık sorunu sandığımız dönemler sonrası tüberküloz verem hastalığına yakalanarak bir süre memleketim Malatya’da doğal yaşam eşliğinde tedavimi tamamladım.

Özgüveni olmayan bir çocuktum. Toplum içinde kendimi ifade edemiyordum. Annemin her zaman bir sözü vardı, “Dua edersen Allah her zaman yanındadır.” Böyle durumlarda duanın gücüne sığınırdım. Yaşadığım sıkıntılara rağmen dimdik ayakta kalmak, bir şeyler yapmak için çok çaba gösterdim.

Meslek lisesi mezunuyum. Meslek lisesini tercih etmemde ki sebep kimyayı çok sevmemdi. Hafta sonları kendi ilçemde bilim merkezine giderek laboratuvar malzemelerini tanımaya, kimya deneylerini öğrenmeye, bu alanda uzman hocalardan eğitimler almaya başladım.

10. sınıfta bilimsel çalışmalara başladım. Ailem tarafından öğretilen çevre bilinciyle çevreyi önemseyen biriydim. Bir gün TRT haber'de plastik kirliliği, Akdeniz de karettaların midesinden çıkan ile ilgili paylaşılan haberi izleyince moralim çok bozulmuştu.

Bir hafta sonu arkadaşlarımla birlikte Eminönü vapuruna bindiğimizde insanların pet şişeyi çöp yerine denize attıklarını gördüğümüzde şaşırmış ve üzülmüştük. İnsanları uyardığımda tepki verenler oldu bu tepkiler bendeki bilimsel merakımı kamçılamıştı ve hemen eve koşup acilen doğa kirliliğine çözüm bulmak için araştırmalara başladım.

İnternetten araştırmalarla biyoplastik terimine rastladım. Bu alanda çalışma yapan hocalara ulaşmıştım. Plastik kirliliğini ortadan kaldırabilirim diye düşünüyordum. Okul hocalarıma danıştım fakat olumsuz geri dönüş aldım. Meslek liselisin yapamazsın, başaramazsın diye cümleler kullanıldı. Aileme danıştığımda maddi olarak destekleyemeyeceklerini ifade ettiler. Maddi imkansızlığımız vardı.

Bende kendi emeklerimle araştırma yapmaya karar verdim ve çok çaba harcadım. Bir gün plastik ile neler yapabilirim diye düşünerek yemeye oturduğumda annem yine ıspanak yapmıştı. Neden yediğini devamlı sorduğumda midesine iyi geldiğini, bağışıklık sistemini düzenlediğini söylüyordu. Bende araştırdığımda ıspanağın Fizikokimyasal karakteristik organik yapısında selüloz kısmı çıktı. Biyolojik olarak suyla ıspanak ince bağırsakta sindirildiğini, Selülozu biyoplastik ürünlerinde kullanıldığını görünce çok şaşırmış ve hemen araştırmalara koyuldum. Dünya literatür taramalarına baktığımda bu alanda çalışmanın olmaması beni çok sevindirmişti.

3 ay boyunca makaleler okudum. Polimer ve organik kimya alanında üniversitelerden eğitimler aldım. Annemin mutfağını kullanarak gece geç saatlere kadar deneysel çalışmalarımı sürdürdüm.

Deney malzemelerimi tedarik ederken destekleyen olmadığı, ekonomik sorunlarımız olduğu için ben evde katı sabun üretip satışlar yaparak elde ettiğim paralarla laboratuvar malzemelerimi alıyordum.

Çalışmam için bitkisel enzimler geliştirerek ardından etüv yani fırın denilen cihazım olmadığı için annemin fırınını kullanarak polimerlerimi elde etmeye çalıştım. 1 yıl boyunca büyük imkansızlıkla sonunda kendi projemi kanıtlayarak çeşitli üniversitelerin desteğini aldım ve laboratuvar imkanı elde ettim.

6 ay boyunca laboratuvar ortamında iyi sonuçlar almaya başladım. Aslında ilk düşünce aşamasından analiz süreçlerime kadar pes etmeden çalışarak elde ettiğim büyük bir başarı hikayesi yatıyor. Bu başarı ile aslında en büyük cevap okuluma ve öğretmenlerime oldu çünkü devamlı “sen yapamazsın, başaramazsın” diyen meslek liseli algısı oluşturan insanlara oldu.

Üniversite sınavından sonra Kazakistan Ulusal Tarım Araştırma Üniversitesinin Hükümet Burslarına başvurdum. Burslu lisans eğitimi almaya başladım. Okulum projeme inanarak başarılı buldu ve destekledi. Aslında okumak için Kazakistan'a gitmemdeki en büyük sebep ıspanak üretiminin fazla olmasıydı.

Akademisyen hocalarımızın desteğiyle ıspanak atıklarından plastik üretmeyi başardım. Bu projemdeki en büyük başarı yeşerebilen tohumlardan oluşması ve doğada 2 hafta çözünmesi. Bu çalışmamın analitik anlamda Almanya, Türkiye ve İrlanda’da araştırma enstitülerinde testler gerçekleştirildi. Kırılganlığı, doğada tamamen çözünebilirliği projemizin en önemli kısmı olarak vurgulandı.

Plastiğin raf ömrü, gıda ile teması açısından ve en büyük özellik çözünür organik olması projemizi başarılı kılmıştı. Dünyaya doğayı yok eden değil fayda veren bir plastik özelliği kazandırmış olduk.

Sana göre başarı nedir?

Başarı imkansızı yani insanların yapamazsın dediğini sözlü olarak yaparım demektense yaparak onlara göstermektir. Başarı çok, özverili ve inanarak çalışmaktır. Benim için inanmak başarının yarısıdır. Hayatta imkansızlıklarla dolu bir serüvenle başlayan hikayede inanarak çok çalışarak başardım. Kısacası kendime güvendim, çok çalıştım ve başardım.

Ülkemizde senin gibi ilim ve bilimle ilgilenen, bu alanlara merakı olan kişiler için imkanlar yeterli mi?

Ben bilim yoluna 15 yaşında başladım ve imkanım yoktu, destekleyecek insanlarıda çok zor buldum. Bu yüzden imkanların yeterli olduğunu düşünmüyorum. İmkanlar yeterli olsaydı ülkemizde birçok bilim insanı adayı ülkeyi terketmezdi. En önemlisi ailemiz, öğretmenlerimiz bile inanmıyor. Ben aile kısmında şanslıydım maddi imkansızlıklara ragmen inanıp desteklediler. İmkanlar benim gözümde ülkemizin kapasitesine göre az ve sınırlı malesef. Başarılı her gence ulaşılamıyor. İmkanlar doğru orantıyla gençlere ulaşsaydı tüketen bir millet yerine üreten bir millet olabilirdik.

Araştırmayı seven çocuklar için aile faktörü önemli mi? Aile ne yapmalı, ne yapmamalı?

Anne babalar çocuklarından mükemmeliyetçilik beklerler. Çocuklar kendi yeteneklerini kendileri farketmeliler. Anne baba karar alıcı değil yönlendirici olmalıdır. Anne babaların çocuklarını desteklemeli ve motive etmeleri gerekiyor. Hayallerine inansınlar. Az çok çocuğunun yeteğinin farkına varsınlar. Bu noktada aileme sizin aracılığınızla tekrar teşekkür etmek isterim. Aile konusunda şanslıydım. Maddi olarak olmasa da manevi olarak sürekli desteklediler.

Başarıların devamını diler, tebrik ederim. Yolun açık olsun.

Röportaj için teşekkür ederim. Başarılı, hayali olan gençlerin ellerinden tutalım. İnanıp çok çalışırlarsa başaracaklardır.



RÖPORTAJ / Aynur KARABULUT

Ağustos 2022

78 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör