Ara
  • Aynur Karabulut

BİZ KİMİZ?

Kimliğimiz yok. Yerimiz yok. Yurdumuz yok. Bir yere ait kabul edilmiyoruz. Sesimizi duyun!..

Amina WAYİT

AİLESİNDEN BİR HABER ALMAK İÇİN BEKLİYOR!..

41 yaşındayım. 2015 yılında Türkiye’ye oğlumla beraber geldim. 24 Nisan 2017 tarihine kadar memlekete gidip geliyordum. Tekstil ile uğraşıyorum. İmalat yapıyordum. Üretiyordum. İki tane dükkanım vardı. 2009 yılından sonra Kaşgar, Hoten ve Urumçi’de üretim yapamadığımız için fabrikayı kapatmak zorunda kaldık. Eşimde vefat etmişti bende çocuklarımı alıp buraya geldim. Burada tekstil işi yapıyorum. Birçok ülkeye mal gönderiyordum.

2009 yılında işimi kurmuştum. Başarılı bir iş kadınıydım. 2014 yılında Türkiye’ye geldim. Çok dikkatli yaşadım. Hiç Uygur komşu, arkadaş edinmedim. Burada bile Çin kurallarına bağlı yaşıyordum. Memlekette akrabalarımla iletişimimi devam etmek, işimi devam ettirmek ve memlekete gidip gelebilmek için dikkatli yaşıyordum. Çocuklarım rahat yaşasın onlara zarar gelmesin istiyordum. Sosyal medya bile kullanmadım. Uygurlarla iletişim kurmadım. Protesto, eylem, nöbet gibi hiçbir siyasi eylemin için de olmadım. Olaylara karışmadım ama öyle olmasına rağmen 2016 yıl sonunda Türkiye’den mal göndermemi yasakladılar. Birçok şeyi kısıtladılar. Hatta Kaşgar ve Hoten’de müşterim olup benden mal alanları tutukladılar.

Çin’de 21 ülke terörist sayılıyor bu listede Türkiye’de var. Türkiye ile ilgili herhangi bir ilişkisi olanları terörist olarak görüyor. İş yerim, evlerim her şeyim orada olduğu Türkiye de bir şeyim olmadığı için ortada kaldım. Çocuklarla kirada oturuyordum. 2017 yılında her şeye rağmen tekrar ülkeme gitmeye karar verdim. Çocuklarımı komşuya bıraktım. Memlekete sanki her zamanki gibi ticaret için gidiyorum gibi gittim. Niyetim ortamı kontrol etmek şartlar uygunsa çocuklarımı alıp temelli geri dönmekti. 25 gün kaldım. Her yer değişmişti. En son 2016 yılında gitmiştim. 2017 yılında gittiğimde birkaç ay içerisinde gerçekleşen değişime inanamamıştım. Sürekli sorgulandım, evimde kalmama dahi izin verilmedi. Arkadaşım ben gelince evime gelip izinsiz bende kaldı diye evime bir gece baskın yaparak evimi mühürlediler. Evimde kalamayarak otellerde kaldım.

Bizim orada muhtarlık bulunur. Bu muhtarlıklar polis ve emniyetten daha etkilidir. Sizi yönetip, gözetiyorlar. Evime misafir gelip kalacaksa mutlaka muhtardan izin almam gerekiyormuş. Yemeğe, sohbete bile gelse izin alınmalıymış.

Ben burada kaldığım için yeni kurallardan habersizdim. O yüzden baskın yapılarak evim mühürlendi. Her gün muhtarlığa gidip zorunluluk olarak yasaları ezberlemeye başladım. Ancak bir hafta sonra evimin mührü söküldü. Baktım ki her şey karmakarışık orada yaşanmayacağını anlayınca Nisan ayının 24 de buraya tekrar döndüm.

Dönmeye karar verince çocuklarımı alıp döneceğim dedim. Bunun karşılığında evimin tapusunu istediler, imza attırdılar. Bana ait iki dükkanımın 1 yıllık kiralarını ödememi istediler. Ödedim makbuzları onlara verdim. Karakolda DNA ve ses kaydımı aldılar. Ticaret yaptığım, evimin ve dükkandaki mal varlığımın değeri de yüksek olduğu için bunlara güvenerek geri döneceğime inandıkları için 20 gün süre vererek Türkiye’ye gitmeme izin verdiler. 20 gün içinde çocuklarımı alıp döneceğim, dönmezsem mallarım gidecekti. Bunların karşılığında muhtarlıktan izin kağıdı ile uçağa binip Türkiye’ye gelebildim. O kağıt olmazsa gelemezdim.

Beş parasız geldim ama çok şükür canımı kurtardım. Ben döndükten sonra geri gitmeyince abilerimi gözaltına almışlar. Ablam ben gitmeden toplama kampında 3 ay kalmış çok işkence görmüş. Ben döndükten sonra ablamı tekrar almışlar. 5 yıldır ailemden haber alamıyorum. Geçen sene 2020 yılında başka birileri üzerinden ablamın kamptan çıktığını öğrendim. Ablam benimle görüşmek istemedi çünkü korkuyorlar. Korktukları için ailemiz bizimle görüşmüyor çünkü görüşürse başlarına çok kötü şeyler geliyor. Ablam 50 yaşında benimle görüştü diye 3 yıl toplama kampında kaldı. Aile görüşmek istemiyor bahanesi için zemin hazırlanıyor. Aile görüşürse işkence görüyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben buraya yasal yollarla ticaret insanı olarak geldim. Kimseye zararım olmadı. Kimseye karışmadım. Ülkemde yaşamak istedim ama yaşayamazdım. Ona rağmen denedim ama olmadı, mecbur kaldım. 5 senedir burada yaşıyorum. Ne yaşadıysam onu anlattım. Hiç yalan söylemedim. Geçen sene T.C. vatandaşlığı başvuru için ret geldi. Ben kamu güvenliğini zora sokuyormuşum. Oğlumda benden dolayı ret edildi. Oğlum öğrenci küçük hiçbir şeye de karışmadı, ona bile ret geldi.

Kimliğimiz yok. Yerimiz yok. Yurdumuz yok. Bir yere ait kabul edilmiyoruz. Böyle olmasını biz istemedik. Gün geçtikçe Türkiye Çin ilişkisi bizi tedirgin ediyor. Her an sonumuz da Mısır da ki Uygurlar gibi mi oluyor diye düşünüyorum. Sonumuzun ne olacağı konusunda tedirginim. Doğu Türkistan’ı geçin sadece Müslüman olduğumuz için Türkiye’den bize sahip çıkmasını istiyoruz. Biz hiç kimseye zarar vermedik. Kamu güvenliğini tehdit edecek hiçbir durumun içerisinde olmadık. Sesimizi herkesin duymasını ve duyurmasını istiyorum. Yanımızda olduğunuz için teşekkür ederim.


RÖPORTAJ / AYNUR KARABULUT

OCAK 2022

122 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

BOŞLUK!..