Ara
  • Aynur Karabulut

TİCARETİN KALBİ AZEZ’DE BİR GÜN!.. -1

Güncelleme tarihi: Eyl 10

Türkiye’nin ÖSO ile birlikte terörden temizlediği Fırat Kalkanı Azez Bölgesinde hayat hızla gelişerek normale dönüyor. Trafikteki araçlar, çarşıda ki dükkanlar, dükkan önünde gülen ve gözleri umutla bakan esnaflar, rengarenk vitrinler, yükselen çok katlı betonarme ve modern binalar, onarılmış caddeler, mıcır döşenmiş çadır kent yolları, alt yapısı tamamlanmış çadır kentler alanları, adım başı karşılaştığımız sarraflar, sayılarının arttığına şahit olduğumuz ekmek fırınları, bölgeye verilen elektrikle ışıl ışıl yollar, parklar, okullar, hastaneler, kültür merkezleri, oluşturulan güvenlik birimleriyle huzurlu ve savaşın oluşturduğu tahribatın Kilis Valiliği kontrolünde hızla onarıldığına şahit olunca umutlu bir Azez gördüğümü söyleyebilirim. Türkiye aslında Suriye’de insanlık adına büyük bir umudu her gün yeniden yeşertiyor ve Türkiye’nin varlığı bölge halkına güven veriyor.

TÜRKİYE DANIŞMANLIĞINDA AZEZ…

Ticaretin kalbi sayılan Azez’ de; Kilis valiliği özel izni ve planlamasıyla bir gün geçirdik.

Azez ve etrafında ki bölgelerin hem Türkiye’nin ulusal güvenliği hem de Suriye savaşının gidişatı açısından kritik önem taşıması bölgeyi önemli ve merkezi nokta haline getiriyordu. Çünkü bu bölge Halep’in merkezi ile Türkiye arasındaki ana koridoru oluşturuyordu. Hem insani olarak yardımların bölgeye ulaşabilmesi hem de askerî açıdan muhaliflerin bölgede tutunabilmeleri için stratejik olarak önem arz ediyordu. PYD-YPG’nin elinde bulundurduğu kantonları (Afrin-Kobani) birleştirip Türkiye’nin güney hattında bir kuşak oluşturulmasının önünde ki en büyük engel olarak da bu koridor ön plana çıkıyordu. Türkiye ayrıca Azez’i Cerablus’a kadar uzanan hatta DAİŞ’e (IŞİD) yönelik olası bir operasyon için dayanak noktalarından birisi olarak görüyordu. Kasabada ağırlıklı olarak Sünni Araplar, Kürtler ve Türkmenler yaşıyordu. Türkmenlerin mevcudiyeti, burayı Türkiye için hassas kılan diğer önemli nedenlerden biriydi. Kritik önem taşıyan birçok nedenden dolayı Türkiye; Özgür Suriye Ordusuna eğitim desteği vererek bölgede askeri bir yapılanmanın oluşmasına destek sağladı.

Türkiye’nin danışmanlığı bölge halkına güven veriyor!..

Azez halkının Türk danışmanlara, Kilis valiliğine neden bu kadar güven duyduklarını ve sevdiklerini bölgede ki çalışmaları yakından gezince bir kez daha anladım. Azez henüz yeni alındığında birçok kez bölgede çalışma yapma fırsatım oldu. Azez’in eski halini çok iyi ve yakından bildiğimden dolayı kıyaslama yapma noktasında zorluk yaşamadım. Yollar, binalar, okullar, medreseler, hastaneler, kültür merkezleri, alt yapı çalışmaları, birçok noktada konforlu ve hızla gelişen, büyüyen, tedirgin olmadan huzurlu, umutlu yaşayan bir Azez halkı gördüm. Savaş sonrası kalkınmaya çalışan bir şehirde elbirliği ile hatta savaş öncesi sahip olmadıkları bir konforla yaşamlarını tekrar inşa ediyorlar. Bölgede geçirdiğimiz bir gün boyunca birçok kurum ziyaret ederek Türkiye Danışmanlığında yapılan harika işlerin yanı sıra iletilen sorunlara da değindik.

Verimli bir analiz oluşması için Kilis Valiliğinin planlamasıyla; Azez Meclis başkanı ve üyeleri, Sağlık Müdürü, Eğitim Müdürü, Sosyal Yardımlar Müdürü, Ticaret Odası Müdürü, Meclis Başkan Yardımcısı ile Abdulhamid Han tarafından yaptırılan tarihi meclis binasında bir araya geldik. Ardından kurum, kamp ziyaretleri gerçekleştirerek yerinde gözlem yapma şansı elde ettik.

Program boyunca özel olarak ilgilenen başta Kilis Valimiz Sayın Recep SOYTÜRK olmak üzere genelde Kilis Valiliği Yetkililerine özelde program boyunca hiç yorulmadan bütün samimiyetiyle eşlik eden Sayın Oğuzhan DEMİR’e, Türk Danışmanlarımıza, Türk Emniyet Güçlerimize, Yerel Şorta ekibine müteşekkirim.

GEÇMİŞTEN BUGÜNE AZEZ’E BAKIŞ!..

Azez, Suriye’nin Halep İli'ne bağlı bir yerleşim yeridir. Şehirde yoğun olarak Sünni müslüman olan Araplar, Kürtler ve Türkmenler yaşamaktadır. Savaş öncesi Kent merkezi 50 bin, köyleriyle 100.000'e yakın nüfusu vardı. Azez kenti, Azez İlçesi ile Azez Nahiyesi'nin idarî merkezidir.

Azez Muharebesi (2012)

Suriye İç Savaşı sırasında, Irak ve Şam İslam Devleti veya örgütün müttefiklerinden Ceyş el-Muhacirin vel-Ensar'a bağlı yaralı bir militanın, Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolündeki Azez'e getirilip buradaki bir klinikte tedavi edilmesi, klinikte gönüllü olarak çalışan Almanya merkezli bir hayır kuruluşuna bağlı Alman bir doktor veya başka biri tarafından videoya alındı. Bu videoda militan, arkadaşlarına yardım çağrısında bulunmuştu. Bunun üzerine, Özgür Suriye Ordusu'na bağlı Kuzey Fırtınası Tugayı'ndan savaşçılar tarafından korunan kliniğe, Irak ve Şam İslam Devleti'nin bölgedeki komutanı tarafından saldırı emri verildi. Irak ve Şam İslam Devleti ile Ceyş el-Muhacirin vel-Ensar, videodaki doktorları, Batı ülkeleri için casusluk faaliyetleri yürüten gazeteciler olarak suçlamıştı. Yaşanan çatışmalar büyüdü ve 18 Eylül 2013 itibarıyla kasabanın kontrolü Irak ve Şam İslam Devleti'ne geçti ancak 2014 yılının şubat ayında kentin geri kalan kısmından çekildi.

IŞİD'in ayrılmasının ardından Azez, o sırada Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) bir parçası olarak, İslâm Cephesi'nin yetkisi altındaki bir tugay olan Kuzey Fırtına'nın kontrolü altında bırakıldı. Bir Şeriat Komitesi, Şeriat hukukunun idaresinden sorumludur ve Kuzey Fırtına Tugayı tarafından denetlenmektedir. Bir Sivil Konsey kamu hizmetleri alanını düzenlemektedir. 2015 yılında kuzeydeki taarruzu sırasında IŞİD Azez'e yaklaştı, ancak şehre doğrudan saldırması engellendi. IŞİD kuvvetlerinin sonunda Halep idaresinden kovulduğu Ekim 2016'ya kadar Azez için bir tehdit değildi. Ancak, Ocak 2017'de IŞİD'e atfedilen sorumlulukla büyük bir saldırı düzenlendi.

Ocak 2015 itibarıyla El Nusra Cephesi kasabada sınırlı bir varlığa sahipti ve bir camiyi kontrol ediyordu. Ekim 2015 itibarıyla, kasabanın kontrolü Nusra ile FSA'nın bir tugayıyla paylaşılmıştı. Kuzey Halep saldırısı sırasında Azez tehdit edildi.

Türkmen olarak nitelendirilen anonim askerler, ABD-Türk'ün DAEŞ'e karşı eyleminin bir parçası olarak Kasım 2015'te Azez'e geldi ve Türkiye'de eğitildiler.

YPG'nin bölgeye yönelik niyetlerinden endişelenen Türkiye, Azez'i Kürt kuvvetlerinin geçmemesi gereken "kırmızı çizgisi" olarak ilan etti.

2017 yılının sonlarına doğru artık Azez, Suriye Geçici Hükümeti'nin merkeziydi.

SAVAŞ ÖNCESİ DÖNEMDE SAHİP OLMADIĞI BİR GELİŞMEYLE BÜYÜYEN AZEZ!..

MECLİS ZİYARETİ

Kilis Valiliği Yetkilileri ve Yerel Meclis Üyeleri Genel Görüşler

Kilis valiliği yetkilileri ve Azez yöneticileri ile tarihi meclis binasında bir araya geldik. Yaptığım birebir söyleşi, yerinde birçok gözlem sonucu oluşturduğum Azez dosyamızı ilgiyle okuyacağınızı umuyorum.

Kilis valiliğinin danışmanlık hizmetiyle yerel kişilerin dört elle sarılarak çalıştıkları, ticaretin kalbine dönüştürdükleri güven içinde hızla gelişen bir Azez gördüğümü söylemeliyim.

Azez mıntıkası; Mare, Soran, Ahtarin, Çobanbey olmak üzere beş bölgeden oluşuyor.

Bölgenin teröristlerden kurtarılması ve askeri operasyonların sona ermesinin ardından hizmet kurumlarını oluşturup iyileştirmek için sivil idare oluşturulmalıydı. Bu açıdan mahalli meclisler kuruldu.

Azez meclisi farklı deneyimlere sahip üyelerinden oluşturuldu. Bölgenin özgürleştirilmesi sonrası 4 yıllık dönemde büyük altyapı projeleri yürütülmeye başlandı ve devam ediyor hala.

Bu projelerin başında elektrik, kanalizasyon, içme suyu ve yolların asfaltlanması geliyor. Aynı zamanda eğitim süreci tüm aşamaları ile desteklenmekte. Mevcut imkanlar dahilinde, tüm tarımsal, endüstriyel ve ticari alanlarda daha fazla hizmet sunmak için uygun bir ortam oluşturma çabası devam ediyor. Bu çabalar iş imkanları oluşturmak ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek adına yapılıyor.

Bölgede patlamalar ciddi oranda azaldı. Artık düğünlerde bile silah sıkılmıyor. Aslında normalleşmenin bir üst seviyeye geçtiğini buradan ölçebiliriz. Türkiye’nin sağladığı Danışmanlarla yerel yönetim uyum içerisinde problem yaşanmadan çalışma sağlanıyor.

Devriyelerde Askeri İnzibat, Şortalar yer alıyor. Şorta devriyelerinde siyasi, askeri, sivil, adli suçlarla ilgilenen her birimden bir yetkili bulunduruluyor. Devriye esnasında suç işleyen hangi yargılama maddesini kapsıyorsa o sırada devriyede bir yetkili olduğu için ceza kesilebiliyor bu sebeple devriyeler suçların önlenmesi ve azalmasında sağlanan bu düzenle ciddi oranda etkili oldular. Savaş öncesi nüfus 50 ila 100 bin iken savaş sonrası yani 2017 yılında nüfus hızla azalmaya ve bu sayı 25 ila 30 bin arasına gerilemeye başladı. 2017’den sonra ise bu sayı sadece Azez merkezde 250 bine ulaştı.

Bölgeye 2,5 yıl önce elektrik hizmeti verildi. Araçlar plaka sistemine tabi tutularak kayıt altına alındı. Kilis sorumluluk bölgesinde şehir merkezlerinde %90 oranında kimlik verilerek kayıt altına alındı. Okular yapıldı ve yıkılan okullar onarıldı. Kurumsallaşmada ilk başlarda ciddi sorunlar elbetteki yaşandı fakat artık bu temel sorunlar Azez’de aşıldı ve kalıcı projelere hızla yönlendirmeler yapıldı. İlkel bağlantı yolların sorunları çözülerek yeni yollar yapıldı.

Yeni ve sıfırdan yapılanmalar halkın bakış açısını olumlu yönde değiştirdi. Güvende oldukları hissi oluşturdu. Ve insanlar bu bakış açısı ile yerleşik düzene geçiş için kalıcı yatırımlar yapmaya başladı. 60 km yol yapılarak 900 bin kilit taşı döşendi.

Azez tüccar bir kent. Tüccarlar Türk Lirasını kullanıyor. 519 Tüccar Türkiye-Suriye giriş – çıkış izni verilerek kontrollü ticaret yapmalarının önü açıldı. Toplamda 2400 tüccara izin verildi. Ticaret için 5000 metrekare alan 1,500 metrekare parseller oluşturuldu. Savaştan önce bölgede 2 tane dövizci (Sarraf, Altın) işi yapan tüccar varken savaşla birlikte bu sarrafların kapanmasıyla bölgede 2017 yılına kadar bu sektörde hiçbir ticaret yapılamadı. Şimdilerde ise özellikle son iki yılda 25 tane Sarraf (Altın, Döviz) işi yapan tüccar bulunuyor. Bunlar için özel bir denetim grubu var. Türkiye'den gelen laboratuvar ekipmanlarıyla gramaj ve gerçeklik değeri ölçülerek kayıt altına alınıyor.

Bölgede alt yapı konusunda ciddi çalışmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bu alt yapı çalışmaları bölgede iş alanlarının önünün açılmasına vesile oldu. İlk, orta, yüksek öğretim adına bölgede çalışmaları arttırarak devam ediyoruz. Bölgenin örf, adet, gelenek ve görenekleri korunarak eğitim geliştiriliyor. Esad zamanında 30 sene yapımı devam edip 1 ay hizmet verildikten sonra yine Esad tarafından bombalanan hastanenin onarılması işlemini bir senede tamamladık.

Kilis valiliği olarak özellikle hedefimiz kültürel-sosyal, sağlık, ticaret gibi alanların sayılarını arttırmaya yönelik çalışmalar yapmak.

Meclis Başkanı / Muhammed Hamdan Yusuf

Suriye de Azez nasıl bir yerdi? Türk Danışmanlarla uyum içinde çalışma sağlanabiliyor mu?

Bizi bizden daha çok düşünüyorlar!..

67 yaşındayım. Azez de doğup büyüdüm. Bütün soyum buralıdır. Azez Esad ve ailesinin hiç ekilip biçilmeyen tarlası gibiydi. Anaokul, Park, Futbol Sahası, yollar yoktu.

Tıp, Eğitim, Sosyal Alan, Zirai Faaliyet gibi hiçbir gelişme ve çalışma yapılmazdı. Maalesef Azez hiç görülmeyen, yok sayılan ve 25 yıl geri bırakılmış bir bölgeydi.

Uhti Aynur, Suriye Arap bölgeleri arasında en zengin bölgelerden biriydi. Siyasi olarak destek alan bir bölge olmadığı için hep görünmezden gelindi. Suriye gençliği Türkiye de, Lübnan’da ekmek parası için çalışmak zorunda kaldı. Bu adil değildi. Esad ve ailesinin para sayısı kat be kat artarken Suriye halkı olan bizim gibilerin ise açlık durumu hızla çoğalıyor ve gittikçe fakirleşiyorduk.

O halde Esad yönetimi demeyelim de Esad aile şirketi diyelim. Şirket mantığı ile mal varlığını büyütmeye giden Esad ve ailesi yönetimde zayıfladı diyebilir miyiz?

Kesinlikle haklısınız. Tam despot, bencil bir aile şirketi. Medya da çıkan bütün eski haberlere baktığınızda asla Suriye diye değil bütün haberlerde yazılan Esad'ın Bölgesi. Esad'ın tarımı, Esad'ın askeri, Esad'ın petrolü, Esad'ın ticareti şeklinde bird il kullanılıyordu ve kullanılan bu dil bilinçli olarak seçiliyordu. 1970 yılından beri baskın bir yönetim ile zulüm gördük. Esad'ın devrim yapmasıyla beraber bu sistemli zulüm artarak devam etti.

Azez’e protestolar, savaş ne zaman sıçradı?

2011 yılında ocak ayında ilk protestolarla beraber sürece dahil olduk. Çünkü zaten bıkmıştık. Esad’a karşı çıkanlar Esad’ın zulmüne maruz kalıp neler yaşadığını bilen kişilerdir. Kimse keyfi başkaldırıda bulunup isyan etmedi. Acılar, zulümler, işkenceler çok fazlaydı. Aileden bir kişi gözaltına alındıktan sonra o sülaleye bağlı, kan bağı olan hiçbir kimse nesiller boyunca iş yapamaz. Kara listeye alınır ve hesabı mutlaka sorulurdu. Biz ilçe olarak küçük isteklerimiz olsa bile asla Esad tarafından sağlanmazdı. Özellikle Sünni ve Türkmen bölgesi olduğumuz için hiç bir zaman görülmedik ve hizmet alamadığımız gibi kendimizde bağımsız ve izinsiz asla iş yapamadık. Tek isteğimiz daha demokratik şartlarda özgürce yaşamaktı.

Meclis nasıl kuruldu, kimlerle kuruldu?

Savaş başladığından beri biz bir grup kurmaya çalıştık. Amacımız düzeni sağlamaktı. Tek çatı altında karşı çıkanları birleştirip ortak kararlar alabilmekti. Bölgenin ileri gelenleriyle bir sistem kurmak istiyorduk. Ama gücümüz azdı ve başarılı olamıyor hatta zorlanıyorduk. Yavaş yavaş küçük bir grup oluşturmayı başardık. 2017 de bölgede güven sağlandıktan sonra sözü geçen kanaat önderleriyle birlik olup devlet aklıyla hareket ederek sistemli olması için meclis kurmaya karar verdik.

150 aileden 2 veya 3 kişi seçildi. Bu ailelere daha çok siyasi sicili, savaş döneminde duruşu, eylemleri, ekonomik gücü, kültürel seviyesine göre seçime girmek için kişi sayısı hakkı verildi.

Birincil önceliğimiz özgürlüğe bakış açısı ve savaştaki duruşu, savaş öncesi ve savaş sırasında rejime karşı tavrı, kültürel seviyesi, eğitim durumu ve nüfus çoğunluğunu göz önünde bulundurduk.

Belirlenen kişilerle seçime girdik. 15 üyemiz var. 9 üyemiz üniversite mezunu diğer üyelerimiz ise üniversite veya Uluslararası Bakalorya sınavını geçmiş öğrencilerden oluşturduk. Bunların dışında üyelerimizin arasında Tüccarlar da bulunuyor.

Meclis kurulduktan sonra neler değişti?

Bölgede güven timsali isimler meclis üyesi olarak seçildiği için çok fazla sorun yaşamadık.

Karar alma mekanizması olarak işliyoruz. Bölgenin sorunlarını tespit edip istişare ediyor ve bu işlerin yapılanması için yönlendirmelerde bulunarak görevlendirmeler yapıyoruz. Bir nizam oluşturarak kaosu önlediğimizi, adil paylaşmayı, huzurlu sistemli işleyen bir düzeni kurduğumuzu düşünüyoruz.

Hizmetlerinizden biraz bahseder misiniz?

Türkiye’nin danışmanlığından faydalanarak devlet aklını öğreniyoruz. Bu danışmanlıklar sayesinde alt yapı hizmetleri, eğitim, sağlık, ticaret, su, elektrik gibi bütün konularda çalışmalar yapıyoruz.

Türkiye danışmanlığında öğrendiklerinizle eski yönetim şeklinizi göz önünde bulunduracak olursanız size en büyük öğretisi ne oldu?

Mali sistemini öğrendik. Ekonomiyi kayıt altına almak işimizi kolaylaştırdı. Fiş almak basit gibi görünse de ciddi oranda gelişmeye katkı sağladığını düşünüyoruz. Gelir ve gider dengesini bu kayıt sistemi ile görebiliyoruz. Muhasebe sistemi çok etkili oldu. Su, elektrik, belediye hepsi birbirine bağlanarak gelir-gider dengesi sağlanmış oldu. Türkiye’nin bölgeye girmesiyle birlikte yaptığı projeleri 50 yılda Suriye yönetimi tarafından görmedik. 27 yıl süren bir hastane yapıldı bu hastane sadece 1 sene çalışabildi ve bombalandı. 30 yılda yaptığını 30 saniyede yıktı zalim Esad. Türkiye ise 50 yılda yapılmayanı 1 yılda yaptı. Türkiye’ye minnettarız.

Meclise karşı çıkan oldu mu?

Halk tarafından sevilen bir meclis. Karalamaya çalışanlar oldu ama halk yaptığımız işleri görünce yanımızda durdu. Güven, birlik ve barış içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Meclisten memnun olmayanlar hemen pankartları yazıp gösteriye çıkıyorlar ama 3 yıldır görevde olan bu meclisle ilgili hiçbir protesto görmedik ve yaşamadık bu da sevildiğimizi gösteriyor.

Şu ana kadar sadece elektrik fiyatları ile ilgili gelip şikayet bildirildi o konuda da konuşarak uzlaşmaya vardık ve sorunu çözdük. Onun dışında bir sorun yaşamadık. %50'nin çok üstünde bir memnuniyet olduğu aşikar. Kilis valiliğimiz ciddi anlamda yol yordam öğreterek önümüzü açtı. Meclis olarak iş yaptığımız için seviliyoruz. Meclis başkanı ve üyelerin tamamı Azez'li ve savaş süresi boyunca Azez'i terk etmedi. Mücadele etti. Kalkınması için uğraştı. Halk tarafından bilindikleri için de seviliyorlar ve sözleri dinleniliyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu bölgeye yatırım yapmalarını bekliyoruz. Bu bölge artık güvenli. Türkiye devletinden üretimde Türkiye de pazarlama yapabilmemiz için alan açmasını rica ediyoruz. Üniversite sayılarının çoğalmasını istiyoruz. Ancak okuyarak gelişeceğimize inanıyoruz. Gençlerimizin önünü daha çok açmamız için okumaları şart. Bu ülke okuyan gençlerin omuzunda yükselecektir bunu biliyor ve buna inanıyoruz. Ürettiğimiz Zirai ürünlerimizi Türkiye de rahat bir şekilde satmak istiyoruz. Bu konuda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Türkiye inisiyatifi ile bunu gerçekleştirebiliriz. Ürettiklerimizi satmamızın önündeki engel kalkarsa hızla gelişip, yükselebiliriz.

Özgür bölgede yaşayanlar olarak Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz, daha sağlıklı bir yaşamları olsun. Herkese selamlarımızı götürün. Biz kardeşiz, komşuyuz, dindaşız, beşyüz sene evvelden bir devlet, bir milletiz ve sizleri çok seviyoruz. Sizlere duacıyız. Şu an oturduğumuz meclis binası bile sizlerin atalarının yıllar evvel yaptırdığı tarihi bir meclis ve şu an o atalarınızın torunu olarak sizler bugün yanımızdasınız. Sizleri görünce duygulanıyoruz. Ortak kelimelerle konuşuyoruz. Damak tatlarımız bile benzer. Fransa da ne yiyiyorlar bilmiyoruz ama Türkiye de kardeşlerimiz ne yiyor, nasıl yaşıyor, nasıl düşünüyor biliyoruz. Çünkü biz biriz.

Vakit ayırdığınız ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim. Atalarımızın izlerini taşıyan bu binada söyleşi yapmaktan onur duydum ve çok duygulandım

Bizim yanımızda olduğunuz için biz teşekkür ederiz. Siz bizim kız kardeşimizsiniz. Duamız her daim sizlerle. Burada artık bir çok eviniz var unutmayın.


DEVAMI YARIN...


RÖPORTAJ / AYNUR KARABULUT

EYLÜL 2021

79 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör