Ara
  • Aynur Karabulut

TÜRKLERLE DİNDAŞIZ AYRI TUTMUYORUZ KENDİMİZİ!.. -3


“…..Türkiye ülkemize ya tam anlamıyla barış getirecek veya buralar Türkiye olsun istiyoruz. Yaşamak için başka çaremiz yok…..”

Türkiye’ye güvenen ve orada oldukları için güvende hisseden birçok esnaf ve çadır ziyaret ettik. AFAD çalışmaları hakkında bilgi aldık. 1 güne çok detaylı, faydalı bir çalışma sığdırdık. Afrin dosyasının son bölümü ile sizlerleyiz. Umarım bir bütün olarak okuduğunuzda Türkiye’nin Afrin’de bulunmasının önemi ve gerekliliğini bir kez daha anlamış olursunuz. Keyifli okumalar

ZEYTİN DALI BÖLGESİ AFAD ZİYARETİ / Özhan ÖZGÜN-Sosyal Çalışmacı

ŞAM HAYIR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

Halidiye- Afrin’de 300 adet briket ev projelendirilmiş ve çalışmalara başlanmıştır. Proje, %60 oranında tamamlanma noktasına gelmiştir. Kampüs alanında cami ve okul inşaatı da yapılacaktır. Evler 38 metrekareden oluşmaktadır.

BEYAZ ELLER DERNEĞİ

Beyaz Eller Derneği’nin Afrin Şadır Köyü’nde 96 adet projelendirilmiş briket evi mevcuttur. Söz konusu projenin kaba inşaatına başlanmış olup, çalışmalar devam etmektedir. Evler, 3 kat olarak tasarlanmıştır. Bu minvalde proje faaliyetleri sürdürülmektedir.

AİLE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

Şeran İlçesi’nde 57 adet briket ev projelendirilmiş ve tamamlanmıştır. 57 aile söz konusu evlere yerleştirilmiştir. Projeye cami inşaatı da dahil edilmiştir. Evler 40 metrekareden oluşmaktadır.

ŞAM HAYIR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

Derneğin Karmanlık Köyü- Şeyh Hadid İlçesi’nde 150 adet briket ev yapımı projelendirilmiştir. Projenin yol yapımı, zemin düzeltme ve briket üretimine başlanmıştır. Evler 38 metrekareden oluşturulacaktır.

ANDA KARDEŞE VEFA DERNEĞİ

ANDA Derneği’nin Şeyh Hadid İlçesi’nin merkezinde 200 adet briket ev projesi mevcuttur. Söz konusu çalışmaya başlanmış olup, temel ve kaba inşaat aşamasındadır.

Söz konusu evler iki katlı ve 40 metrekare olarak tasarlanmıştır. Projede merkezi ısıtma ve su sistemleri, çocuk oyun alanları, okul ve mescit bulunmaktadır.

BESLENME HİZMETLERİ

AFAD öz kaynaklarından karşılanan gıda kolileri ve STK lar aracılığı ile karşılanmaktadır. Çadır Kentlerin günlük olarak ekmek ihtiyaçları AFAD tarafından karşılanmaktadır. Su ihtiyaçları ise AFAD tarafından su kuyuları açılmış olup su depoları inşaa edilerek jeneratörler aracılığı ile kamplara su basımı sağlanmaktadır. Ayrıca bir STK mız Türkiye’den düzenli olarak temiz içme suyu dağıtımı gerçekleştirmektedir. Bunların dışında STK lar yönlendirilerek diğer gıda ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bugüne kadar AFAD ve STK larımızca gıda kolisi, ekmek dağıtımı gerçekleştirilmiştir.

EĞİTİM FAALİYETLERİ

Muhammediye Çadır Kenti

Sınıf Sayısı : 6

Öğrenci Sayısı: 624

Öğretmen Sayısı: 19

İdari Bina : 1

Deyr Ballut Çadır Kenti

Sınıf Sayısı : 6

Öğrenci Sayısı: 284

Öğretmen Sayısı: 11

İdari Bina :1

SAĞLIK HİZMETLERİ

Muhammediye Çadır Kentinde bulunan 1 adet Sağlık Merkezi Sağlık Müdürlüğü koordinesinde AFAD ve Yeryüzü Doktorları tarafından idaresi sağlanmaktadır. 1 Dahiliye Doktoru, 1 Pratisyen Hekim, 1 Ebe, 2 Hemşire, 1 Hemşire ve 1 Eczacı ile hizmet verilmektedir.

GÜVENLİK HİZMETLERİ

Jandarma Danışman Timleri koordinesinde yerelden oluşturulan ŞURTA birlikleri tarafından güvenlik sağlanmaktadır. Kamp giriş çıkışları ile su depolarında nöbet hizmetlerini ifa etmektedirler.

İTFAİYE HİZMETLERİ

Hatay Büyükşehir Belediyesinden 2 adet itfaiye eri çadır kentte tedbir amaçlı bulunmaktadır.

DİN HİZMETLERİ

Çadır kentlerde birer adet mescit bulunmaktadır. STK lar desteği ile inşa edilen mescitler Diyanet ve AFAD tarafından takip edilmektedir.

PSİKOSOSYAL DESTEK HİZMETLERİ

AFAD ve Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülmektedir.

ESNAF ZİYARETLERİ

Telefon Satıcısı

Humus asıllı satıcı, dükkâna girer girmez espri ile karşılıyor bizi. “Bugün Humusluların bayramı, kutlamaya mı geldiniz” diyor. Anlatmaya başlıyor. Moğollar Suriye’yi kuşattığında katliam uyguladı. Birçok millet katliama maruz kalırken o dönemde Humus halkı kendini deli olarak gösterdi. Onları o halde gören Moğollar Humusu kendi haline bırakın deyip çekip gittiler. İşte hayatta kaldığımız o günü kutluyoruz” diyor gülerek.

3 yıldan beri Afrin’de yaşıyor. Humus, Rastan, Telbisen bölgesinden gelmiş. “Afrin’e Türklerin gelmesi ile güvenli bölge olduğu için burayı tercih ettim” diyor. İlk geldiğimiz zaman evler ücretsizdi. Kürt kardeşlerimiz misafir gibi davrandılar. Evlerini ücretsiz verdiler. Güvenli ve Türkiye’ye yakın olunca tercih edip geldik. İyi ki geldik. Ekmeğimizi kazanmaya çalışıyoruz. Tek inancımız ve istediğimiz şey;


Türkiye ülkemize ya tam anlamıyla barış getirecek veya buralar Türkiye olsun istiyoruz. Yaşamak için başka çaremiz yok.

Gözlem: Güvenli bölge olmasına rağmen insanlar çekingen ve tedirgin. Mallar Türkiye’den ticaret yoluyla resmi kanallarla alıyorlar. Ehli keyif ve konfor için yaşamayı seviyorlar.

Bayan ve Çocuk Giyim Mağazası

Bizi tedirgin, kaçamak bakışlarla tertemiz yüzlü bir bayan karşılıyor. Halep’ten gelmişler. 2,5 senedir burada yaşıyorlar. Önce İdlib sonra Afrin’e gelmişler. “Afrin Türkiye güvenliğinde olduğu ve diğer bölgeler daha sıkıntılı olduğu için burayı tercih ettik” diyor.


Türklerle dindaşız. Türkiye’den ayrı tutmuyoruz kendimizi. Dinimiz bir o yüzden Türkler burada olunca kendimizi önemli ve güvende hissediyoruz.”

Gözlem: Dindaşız söylemi derinden etkiledi ve tüylerim diken diken oldu. Sanırım bu kelime Türkiye’nin burada yaptıklarını anlamak için yeterli



KAMP ZİYARETLERİ

Muhammediye Kampı / Cinderes

Basem Muhammed Sübea Muhrad

Humustan Şam’a, Şam’dan Afrin Cinderes’e uzanan bir göç hikayesi. 2012-2018 savaş artık dayanılmaz olunca göç etmek zorunda kaldık. 4 kızı ve 2 oğlu bulunan bir baba. Eskiden bir dediklerini iki etmezken şimdi onlara ekmek alamamak ölümden beter diyor. Çaresizlik çok zor. Savaş bölgesinde paran olsa bile almaya yetmiyor. En ucuzu bile çok pahalı geliyor. Çalışacak iş yok.

Kamplarda gelecek bir ekmeği beklemek çok ağır, ölümden ağır. Bir gün savaş biterse Humusa; hasretiyle yandığım, çok özlediğim yerle bir olsa da memleketime geri döneceğim. Yıkılan, taş üstünde taş bırakılmayan evimi tekrar inşa edeceğim. Bahçesi olacak evimin. Çocuklarıma ise alamadığım ama söz verdiğim o bisikleti alacağım. Onlar evin sokağında kullanırken ben kapıda oturup onları izleyeceğim. Ama bir gün memleketime gideceğim. İnanıyorum. Allah büyük….

Abdulaziz Muhammed Ehalaf

Şamdan göçtüm. Evime bomba düştü. 2 tane kardeşim ve babam şehit düştü. Hemen ardından evimizi basarak cenazelere el koydular. 3 cenaze için 3000 dolar istediler. Paramız yoktu bu yüzden bu parayı veremedik. Cenazelerimizi aldılar, vermediler. Defnedemedik. Bir kamyona yükleyip götürdüler. Savaş şiddetlenince bir gece vakti kaçtık. 5 çocuğum var. Eski Şurtayım. Savaştım. Tekrar savaşmak için Şurtaya dönmek istiyorum. Çaresizce kamplarda gelecek yardımları bekliyoruz. Ve bu çok ağır. Bir baba, bir eş için çok ama çok ağır. Ölseydim keşke diyorum her uzatılan yardımı aldığımda. Sağlıklıyım çok şükür, iş olsa çalışırım. Ama iş yok. Çaresizce uzatılan elleri bekliyoruz. Allah Türkiye’deki bütün din kardeşlerimizden razı olsun.

YERMUK ÇADIR KAMPI / CİNDERES

Filistinli Mahir Calit Hıreri,

1948 yılında dedem Yemruk kampına yerleşmiş. 9 kişilik bir ailem var. 2 kardeşim Şam’da Esat tarafından öldürüldü. Cenazelerimizi bize teslim etmediler. Mezarlarını dahi bilmiyoruz.

Şimdi 9 kişilik ailemle birlikte Yermuk Çadır Kentinde yaşamaktayım. AFAD bize iyi bakıyor. Her şeyimizi karşılıyorlar. Kendi vatanımız gibi gördüğümüz Türkiye'de yaşamak, çocuklarımızı orda eğitimli bir şekilde büyütmek istiyoruz.

Annem ve babam Şam tarafında kaldı. Aile bütünlüğümüz bozuldu. Esad’ı lanetliyorum. Bir sene boyunca çok açlık çektik. Bu kampta yaşamak bizim için bulunmaz bir nimet. Türkiye halkına her şey için teşekkür ediyorum.

Filistinli Diya Mervan Osman

Şam Yemruk kampında doğdum.

Önce Şam da zalim Esad daha sonra Daeş tarafından çok büyük zulümlere maruz kaldık. 2013 tarihinden itibaren Şam’da kalan kardeşimden haber alamıyorum Allahu alem Esad tarafından öldürüldüğünü düşünüyorum. O çok zalim biri. Ölen veya öldürdükleri kişiler için para karşılığı cenaze teslim ediyorlar hatta çoğu zaman parayı alıp cenazelerimizi bize teslim dahi etmiyorlar. Yaklaşık bir sene boyunca hiç karnımız doymadı. Devamlı olarak aç bırakılıyorduk.



Hatta bazen açlığımızdan dolayı kedi yemek zorunda kaldık. Türkiye bizi oradaki kamplardan alıp buraya getirdi. Önce Allah sonra Türkiye'nin yardımı olmasaydı biz bugün hayatta olamazdık.




Ben şu anda otuz yaşındayım. Dedem 1948'de Şam'a gelmiş. Bir tek arzum var Türkiye'de yaşamak inşallah bu arzumuz bir gün gerçekleşir.

Allah Türk ve Müslüman kardeşlerimizden razı olsun.



YEZİDİ KÖYÜ

Akrabalarının bir kısmının Batman / Beşiri de olduğunu duyunca köyü ziyaret etmek istedim. Hem Yezidilik hakkında yaşayanlardan bilgi edinmeyi hem de nasıl parçalandıklarını öğrenmeyi planlıyordum. Köye gittiğimizde çok sıcak büyük bir sevgi ile karşılandık. Açıkçası nasıl bir inanışları olduğunu bilmediğim için merak ettiğim bütün soruları anlayacağım şekilde sordum.

Aldığım cevaplar karşısında şok oldum. Hepsi Kürtçe konuştuğu ve bende Kürt olup Kürtçeyi bildiğim için tercümansız gayet açık ve net konuşma fırsatım oldu. Bir de Batmanlı bir Kürt olduğumu düşündükleri için olsa gerek gayet samimi cevaplar verdiler hatta kendilerince bana kendi inançlarının tebliğini de yaptılar 😊 Hayatımda ilk kez resmen şeytana taptıklarını söyleyen bir grup ile sohbet etmiştim.

Hepsinin yüzlerinde tuhaf bir karartı yansıdı. İçimi rahatsız eden, boğan bir karamsarlık hakimdi siluetlerinde. Gerçekten insanları özellikle din ve inanç konusunda kandırmanın ne kadar kolay olduğuna bir kez daha şahit oldum. Zamanında resmen şeytana tapmalarına nasıl bu kadar kolay kandırılmış olabilecekleri gibi kafamın içinde bir sürü soru ve garip bir hüzün ile ayrıldım köyden.

Önce biraz onlarla ilgili araştırmalarda yazılan bilgilere bakalım.

Yezîdîler ya da Ezîdîler, çoğunlukla Kürtçe konuşan etnodinsel bir topluluğa verilen isimdir. Bu topluluğun Zerdüştlük ve eski Mezopotamya dinlerinden uzanan dinî inançlarına Yezidilik ya da Ezidilik denilmektedir. Ezidiler, temel olarak târihte Asurluların bir parçası olan Irak'ın Ninova bölgesinde yaşamaktadırlar.

Türkiye: 5,000

Irak: 650.000

Suriye: 50.000

Ermenistan: 35.272

Almanya: 60.000

Rusya: 40.586

Ateş ve Melek- i Tavus'a tapıyorlar. Dünya sonsuzdur, dünyayı yaratan tanrı onu asla yıkmaz. Doğanın korumasına önem verir ve doğaya saygı gösterirler. Çarşamba günü dinlenme günü olarak kabul ederler çünkü, Melek Tavus'un yaratıldığı günün bugün olduğuna inanırlar.

Ezidiler için farz olan dini vecibeler şahadet, namaz (ibadet) oruç, zekât ve haçtır. Onlara göre Tanrı'nın birçok ismi vardır. Bunlardan en çok kullanılanı ve en güzeli “Xuda” (Hüda) dır.

Ezidiler, kesinlikle marul yemiyorlar. Hatta marul yetişen yerlerden bile uzak duruyorlar. Bunun nedeni olarak değişik bilgiler var. Birisi, marulun Arapça karşılığının bir Ezidi din aliminin adını hatırlatması.

Yezidilik'te Tanrı, dünyanın sadece yaratıcısıdır ancak sürdürücüsü değildir. Tanrısal iradenin vücut bulması için Melek Tavus bir nevi aracılık rolü üslenmiştir. "Melek Tavus" olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Melek Tavus bütün bu işlerin denetleyicisi ve Tanrı'nın bu dünyadaki gölgesidir. 4 bin yıl önce şekillenen Ezidilik en eski tek tanrılı dinlerden biri.

Kurucusu bilinmeyen Yezidiliğin, kökeninin Lübnanlı Şeyh Adi bin Musafir'e dayandığı rivayet ediliyor. Emevi hanedanı soyundan olduğu belirtilen Şeyh Adi, Bağdat'ta meşhur İslam alimi İmam Gazali'den ders almış bir sufi olarak biliniyor.

Tam saylarını tahmin etmek güç. Nüfuslarının 70 bin ila 500 bin arasında olduğu düşünülüyor.

İlk olarak yılan ve tuvus kuşları iblise klavuzluk edip, Adem ve Havva'yı kandırdıkları için cennetten Allah tarafından kovulmuşlardır.

Siz kime inanıyorsunuz?

Tavus Meleğine

Tavus meleği kimdir?

Ateşten yaratılmıştır. Allah Ademi yaratınca “secde et” dediğinde, Tavus Meleği Allaha olan saygısından, bakın kibrinden dolayı değil Allah’a olan sevgi ve saygısından secde etmiyor. Çünkü Allahtan başkasına secdeyi Allaha saygısızlık olarak görüyor. Ve bizde bunu kabul görüyoruz. Bir melek Allahtan başkasına secde edemez. O yüzden Tavus Meleğinin tarafını tutuyoruz.

Yani bizim şeytan ve iblis dediğimiz Melekten bahsediyorsunuz!..

Evet siz öyle diyorsunuz biz tavus meleği diyoruz

Peki Allaha inanıyor musunuz?

Ateş ve Melek- i Tavus'a tapıyoruz. Dünya sonsuzdur, dünyayı yaratan “xuda”dır ama onu asla yıkmaz. Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanmıyoruz. Sizin dediğiniz gibi “Allah” sadece dünyayı yarattı. Dünyayı devam ettiren, sürdüren Tavus Meleğidir. O Allah’ın bu dünya da ki elidir. Bu dünyayı yaratan neden yıksın ki? Ne yaşıyorsak hepsi buradadır. Sonrası yoktur.

Namaz kılıyor musunuz? Kılınca nereye dönüyorsunuz?

Bize göre kutsal olan eşyaların önünde secdeye gidiyoruz. Güneş doğuş yönüne dönüyoruz. Son namazımızı yatmadan önce yattığımız yerde kılıyoruz.

Oruç tutuyor musunuz?

3 gün sürecek oruç boyunca güneşin doğuşundan batışına kadar hiçbir şey yiyip içmiyoruz. Orucun ardından gelen cuma gününde ise (Cejna Êzî) kutlanıyor. Bu yıl bayramın kutlanma tarihi 20 Aralık'a denk geliyor. Bizim bir de kadınlarımız 55 erkeklerimiz 65 yaşına gelince 6 mevsim 3 yaz 3 kış üst üste 40 gün oruç tutarlar ve bir daha artık tutmazlar. Çünkü o yaşa gelenler bizde dünyadan hevesleri, eğlenceleri azalır, kopar. Dünya ile ilişkileri kesilir. Böylece 6 mevsimde 40 gün üst üste oruç tutup bitirirler. Bir daha tutmazlar. Her şeyden elini ayağını çekerler bu yaşa gelenler.

Kuran-ı Kerime inanıyor musunuz?

Onun doğru olduğuna inanmıyoruz. Değiştirilmiş. Bizim için hükmü yok. Kutsal saymıyoruz. Orada bize göre doğru olmayan birçok bilgi var. Eğer Muhammed bütün kâinata indirildiyse o zaman ondan önceki bütün peygamberler yok hükmündedir. O zaman bu yanlış değil mi? Bu ve bunun gibi birçok bilgiye inanmıyoruz. Bizim kendi kitabımız var.

Hangi kitap, içindeki bilgiler nereden geliyor?

Siyah/Kara Mushaf ve Kitap El Celve kitaplarımız var. Yezidileri bilgilendirmek için yazılmış bir kitap. Bu kitapta, bu kitabın sadece Yezidiler tarafından okunması gerektiği ve yabancıların eline geçmemesi söylenir. Beş bölümden oluşur. Birinci Bölüm: Melek Tavus'un ezelî oluşu ve sıfatları yer alır. Başka bilgi veremem çünkü bizden olmayanlarla asla paylaşamayız.

Çarşame sor nedir? Ne anlam ifade ediyor?

Ezdiler'in (Yezidiler) yani bizim her yıl Nisan ayında kutladıkları bayramımızın ismi Çarşema Sor. Çarşema Sor mana olarak Kızıl Çarşamba demek. Yani siz tamda bayramımızda geldiniz. Bugün bizim bayramımız. Miladi takvime göre Nisan ayının 13'ünden sonrasına denk gelen ilk çarşamba günü Çarşema Sor bayramı oluyor ve kutluyoruz. Tatlılar yapıp, türbelerimizi, mezarlarımızı ziyaret ediyoruz.

Sizin için neden bugün bayram?

Ezidiler bugünü yani Çarşema Sor'u (Kızıl Çarşamba) kâinatı oluşumunu tamamlandığı son gün olarak kabul ederiz. Bizim inancımıza göre yaşamın başladığı ilk gün bugündür. O yüzden bizim için bayramdır.

AKŞAM YEMEĞİ

Raco ve Bülbül ilçeleri İnsani Yardım Koordinasyon Merkezi Başkanı Sayın Ahmet Korkmaz, Meclis Başkan Yardımcısı Sayın Muhammed Şeyh Raşid ve eşleri Sabiha Battal, Sosyal Yardımlar Müdiresi Nazlı hanım, bayan Şurta (Şurtiyelerimiz), Milli Güvenlik güçlerimizin eşlik ettiği harika bir mekanda bir akşam yemeğinde genel olarak Afrin’in savaş öncesini ve sonrasını konuştuk.

Her şey gayet yolunda giderken bir patlama sesi duyduk.

Hemen güvenlik güçlerimizle Türk Milli Güçlerimiz ve Yerli Şurtaların kaldığı merkez, konaklayacağımız misafirhanenin olduğu bölgeye geçtik. Güvenlik güçlerimiz hareketliliğin artacağını bildikleri için tetikte beklemedeydiler. Öte taraftan biz tedirgin olmayalım diye çaba sarf ediyorlardı.

Güzel başlayan gece patlamaların artması sonucu sığınakta devam etmişti. Bir kez daha şahit oldum oradaki güvenlik güçlerimizin samimiyet, gönüllülük ve bütün varlıklarıyla orada bulunduklarına. Gurur duymuştum. Hiç korkmamıştım. Patlamaların içinde, sığınakta evimde gibiydim. Afrin’de işte insanlar tam olarak böyle hissediyordu. Yaşayarak öğrenmiştim.


RÖPORTAJ / AYNUR KARABULUT

MAYIS 2021

107 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör