Ara
  • Aynur Karabulut

BİZİM CAMİA ZOR GÖRÜNSE DE BENİM TERTEMİZ PIRIL PIRIL BİR DÜNYAM VAR!...

Birçok dilde ve her tarzda şarkı seslendiren, güçlü yorumcu ve sanatçı kimliği ile dikkat çeken sevgili Çilem Duman ile çok keyifli, samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Hem yeni çıkacak eseri hem uluslararası platformda ülkemiz adına yer alacağı projenin heyecanını, hazırlığını, biraz geçmişinden biraz bugünden konuştuğumuz söyleşiyi sizlerin de keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. Buyrunuz efenim...

Çilem Duman Çilem Duman yedi yaşından itibaren klasik piyano ve mandolin eğitimiyle müzik hayatına ilk adımı atmıştır. Müzik eğitiminde İzmir Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Flüt Bölümünden 1999 yılında mezun olmuştur. Sonrasında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Şan Bölümünden dereceyle mezun olmuştur. Profesyonel sahne çalışmalarına 1999 yılından itibaren lise sonrası başlamıştır. Yaklaşık on üç lisanda eserler seslendiren müzisyen (İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Rumca, Rusça, Boşnakça, Makedonca, Portekizce, Arnavutça vs. dillerde) Napoliten, Operatik, Jazz, Batı Pop, Türkçe Pop tarzlarında geniş bir repertuara sahiptir. Sahne aldığı birçok festival ve konserlerde özel teşekkür plaketleri alan müzisyen ayrıca birçok sosyal sorumluluk projesi konserlerinde ve projelerinde yer almaktadır. Sanatçı 21 Haziran 2014 tarihinde düzenlenen TRT Altın Anten Beste Yarışmasında Mine Mucur bestesi olan "Aşk Gitmez Benden" isimli eseri TRT Müzik ekranlarında yayımlanan canlı yayında yorumlamıştır. Müzisyen kimliğini her alanda yaşatan Çilem Duman Özel Acıbadem Anadolu Lise 'sinde Müzik Öğretmeni olarak genç yetenekler yetiştirmektedir. Eğitim projelerinde de 2014 yılı Şubat Mart aylarında Avrupa Birliği Bakanlığı Comenius Projesi dahilinde eğitimci kimliğiyle ülkemizi temsil etmiş İtalya'da bulunmuştur. Ayrıca birçok albüm çalışmalarında Vokal Koçu, Söz Yazarı, Besteci kimliğiyle yer almaktadır. 2014 Mart Ayı Söz Müzik Çilem Duman'a ait olan “Ancak Rüyalarda Buluşuruz” isimli eseri TMC etiketiyle Sanatçı Zeliha Sunal tarafından yorumlanmıştır. 30 Ocak 2015 tarihinde Söz Müzik kendisine ait olan "Ne Demek Lazım" isimli ilk single çalışması sonrası “Sinerji”, “Aklın Yolu” ve en son bir Ahmet Selçuk İlkan eseri “Yıllar Affetmez” şarkısını dinleyici ile buluşturmuştur. 2015 Bulgaristan Varna da düzenlenen Uluslararası Discovery Pop Müzik Festivalinde ülkemizi temsil etmistir. Award For Most Universal Talent ödülünü kazanmıştır. Türkiye’de de birçok ödül platformlarında En İyi Bayan Sesi Sanatçı ödüllerini alan Çilem Duman birçok Uluslararası projede ülkemizi temsil etmeye devam etmektedir.

Yeni çıkacak eserinde;

Söz & Müzik Çilem Duman, Aranjör Hakan Sarıca, Albüm Kapak Fotoğrafları Ali Eşitmez, Klip Yönetmeni, Ali Eşitmez imzasıyla sevenleriyle buluşacak.

Yeni yer alacağı Tarihi Türk Zirvesinde; Uluslararası arenada birçok projede yer alan Sanatçı Çilem Duman ülkemizi tarihi Türk Zirvesinde temsil edecek. Türkçe konuşan Türk ülkelerle zirve Kazakistan’ın tarihi Türkistan şehrinde mart ayında Covid önlemleri ile gerçekleşecek. 122 barış kanalında ve anadili Türkçe olan Türk ülkelerin başkanlarının karşısında hazırlanan şarkının her ülkenin özel çekimleri ile zirvede gösterimi olacak. Müzik direktörlüğünü Kazakistanlı ünlü prodüktör müzisyen Meirzhan Aliakabarov un üstlendiği projede Türkiye’den tek isim Çilem Duman olacak. Çilem Duman Anadolu temalı Türk Kadını kostümü ile eseri Türkçe yorumladı. Kostüm sanat danışmanlığını Türk Folklor Dansları Eğitmeni Serkan Şerin üstlendi. Türkiye çekimlerini İstanbul’un tarihi dokularının olduğu özel yerlerde yönetmen Gökhan Gökçay gerçekleştirdi. Pandemi normalleşme süreci sonrası ilerleyen tarihlerde ayrıca projede yer alan tüm Türk ülkelerinin sanatçıları ile Kazakistan tarihi Türkistan şehrinde gerçekleşecek özel konsere sanatçı Çilem Duman Türkiye’den özel davet edildi.

Çilem Duman kimdir?

Özünde bir müzisyenim. Sivaslıyım. Küçük yaşta ailemin desteği ile müziğe başladım. İzmir Işılay saygın Anadolu Güzel Sanatlar Flüt Bölümünü kazanmamla beraber ailecek İzmir’e yerleştik. Liseyi bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Şam Bölümünü bitirdim. Tabi bu arada çok küçük yaşlarda profesyonel anlamda sahne çalışmalarıma da başlamıştım. Ailemin izniyle birçok program ve projelerde yer alıyordum. Okulda British İngilizcesi ile eğitim gördüm. Güzel sanatlar lisesi özel pilot bir projeydi. Biz o pilot proje okullarından birinde okuduk. O pilot öğrencilerden bir tanesiyim. O dönemden başladı farklı lisanda müzik okumalarım. Sanat okullarına okuduğumuz yıllarda çok büyük önem ve değer verilirdi. Dönemin siyasetçilerinden Işılay Saygın hanımefendinin o anlamda çok büyük desteği oldu. Katkıları sebebiyle okulumuza ismi verilmiştir. Bir yandan eğitmen olmak için okulumu bitirmeye çalışıyordum. Öte taraftan profesyonel olarak programlara başlamıştım. Büyüdükçe şarkı söylemek beni bir yere kadar tatmin etmeye başladı. Konvansiyonel bir repertuarla geniş yelpazeli bir kolajla müziğe yön verdim. Sahne almaya, programlar yapmaya, projelerde yer almaya başladım. Sosyal sorumluluğumun da farkında olan bilinçli bir vatandaşım. Her zaman hassasiyetimi koruyarak yol aldım. Sanatçı hassasiyetinin önemli olduğuna inanıyorum. Bütün dünyada bu böyledir. İnsanlara örnek olan, yol gösteren, arkasından kitleleri koşturanlar; bir siyasetçiler, iki sanatçılardır. Bu mesleklerin içinde olanlar örnek olmalılar. Hal, tavır ve davranışlarıyla insanlara kendi doğrularını anlatmalılar, gerçeklerinden taviz vermemeliler. Ülkem adına yer aldığım projelerde Avrupa da birinciliklerim, derecelerim, ödüllerim var. Türki Cumhuriyetlerde çok ciddi projelerde yer aldım. Yeni projeler hazırlıyorum. Pandemi sürecinde Türk Birliği adıyla iki büyük proje gerçekleştirdik. Türkistan yeniden revizyona uğruyor. Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan biriz, birlikte güçlüyüz diyerek sanatçı dostlarla projeler yaptık. 12 farklı ülkede “sanatta sınır yoktur” diyerek güzel işler gerçekleştirdik.

Hayata bakış açınız ve felsefeniz nasıl?

Asla vazgeçmem, pes etmem ve kimseye eyvallah etmem. Bir handikap olduğunu sezdiğim anda işin primi önemli değil anında bitiririm. İlk çıktığım dönemde popüler bir plak şirketi ile sözleşme masasından kalktım. Çünkü işin güven vermeyen bir tarafı vardı. Oysa o imzayı atsam çok popüler olacaktım ama şu anda ki kalitemde olmayacaktım. O reddedişim ile o kişinin kafasında yer ettim. Benim için değerli olan tek şey çevremdeki güzel insanlar. Dürüstlüğünüz, samimiyetiniz insanlarda yer edinir. İnsanların insanlara referansın gücünü hiçbir reklam kanalı sağlayamaz. Kalbiniz temizse gerisi gelir. Kalbinizi temiz tutun gerisini düşünmeyin. Sadece Allah’a bırakın. Tasavvuf ilmiyle küçük yaşlardan itibaren ilgileniyorum. İlmi hayat eğitimim var. İlmi hayatta tamamen ruhunu ehlileştirmek var. Beden ve ruh uyumunu sağlayabilirseniz huzurlu ve mutlu olursunuz. Sakin bir hayat yaşarsınız. Huzurlu yaşamaya gayret gösteriyorum.

Hayatınızın merkezinde müzik mi var?

Hayatımın %90 nı müzikten oluşuyor. Bütün damarlarıma, iliklerime kadar işlemiş bir müzik aşkı var. Müzik hobim değil işim ve mesleğim. Yaşama biçimim. Farkındalık yaratan projelerin içinde yer almayı çok seviyorum. Pandemi sürecinde sosyal sorumluluk projelerini online olarak destek verdik. En büyük keyfim manevi huzur, manevi haz. Beni manevi duygular besliyor. Eğitimci kimliğimle birçok öğrenci yetiştiriyorum. Müziğe, geleceğe dair planları olan gençlere destek oluyorum. Müzik dışında çocukluğumda öğrenip çok sevdiğim cam boyama hobim var. Rahatlatıyor, terapi gibi geliyor. Fırsat buldukça yapmaya çalışıyorum.

Sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer alırken o anda ne hissediyorsunuz?

Bir kişinin duası bin musibeti engellermiş. Aldığım duaların beni koruduğuna inanıyorum. Manevi hazın beni farklı biçimde şekillendirdiğini düşünüyorum. Onlar benim koruyucu meleklerim. Bu projeler sayesinde aldığım dualar bana farklı yollar açıyor. Buna inanıyorum.

Nasıl bir çocuktunuz?

Yıllar sonra ilkokul öğretmenim Fadime Konak ‘ın İstanbul’da olduğunu öğrenince buldum ve ziyaret ettim. Kendisine bu soruyu sordum. “Hocam ben nasıl bir öğrenciydim?” dedim. Bana verdiği cevap şöyleydi. “O kadar kendini bilen, kendinden emin, sanatla ilgileneceğini gösteren bir çocuktun ki bunları başaracağını o zamandan biliyordum. Çok akıllı, saygılı bir kızdın. Arkadaşlarına yardım etmeyi çok severdin. Faal, konuşkan, bilgiliydin hatta bilgiçtin.” dedi. Gerçekten öyle miydim? diye sorduğumda “evet ve ben senin çok iyi yerlere geleceğini biliyordum.” demişti. Oradan yola çıkarsak bilmiş bir çocuktum herhalde. Bilgiye aç bir çocuktum. Emel Sayın taklitleri yapardım, elime ne geçse ritim tutardım. O zamandan bu mesleğe ilgim vardı. Parmaklarımı hep piyano çalar gibi kullanırdım. Şarkı söylemeyi zaten hep çok severdim. Çok küçük yaşta söylediğim şarkılarda insanlar hayret ederdi. Birebir notalarla söyleyebiliyordum. Birebir plak gibi söylüyordum. Annem ve babamın üzerimde emek ve destekleri çok büyük. Çünkü Sivas’ta doğdum. Önde gelen ailelerin birinin çocuğuydum. Ailem aman müzikle uğraşacakta ne olacak? demedi. Annem özellikle ama babamda hep yanımdaydı. Çocuğumuzun yeteneği var bu alanda yürüsün dediler. Eğitimler aldırdılar. Piyano, mandolin gibi öğrendiğim tüm müzik eğitimimde, gelişimimde katkıları büyük. Çocuk olan Çilem duygusal duyarlılığı yüksek, sanata hevesli, hayata dair çok pozitif, enerjik ve olumlu bakan biriydi.

Çocuklukta hiç unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

İlkokul birinci sınıfın ilk dersinde henüz 7 yaşındayım. “Öğretmenim ben bir şarkı söylemek istiyorum” demiştim. “Buyur söyle” demişti. Herhalde “daha dün annemizi” söylerim diye bekliyordu. Çok güzel bir türkü seslendirmiştim. Bir Celal Oğlan türküsüydü. Herkes şok olmuş, ağızları açık kalmıştı. Bir alkışladılar ki anlatamam. O gün bugündür alkış almayı seviyorum. Annem sayesinde oldu bu durum. “Anne sınıfta şarkı söylemek istiyorum” dediğimde, “git öğretmeninden söz hakkı al ve çık söyle. Kim tutar ki seni” demişti. Annem sayesindedir bu özgüvenim. Çünkü annem öyle bir kadındı. Ne görürseniz o olursunuz. Ailem konusunda çok şanslıyım. Tenzile & Erdoğan Duman annem babam teşekkür ederim. Sizi seviyorum. Televizyonlar da sanatçıları görünce ekrana resmen kilitleniyordum. Barış Manço ile 7’den 70 diye bir program vardı. O çocukların yerinde kendimi hayal ederdim. Nasip olmadı ama orada bir Mine Mucur vardı. Onun bestesini TRT de ve Avrupa da temsil ettim. Belki Barış Manço rahmetli diye tanışamadım ama onunla müziği yaşamış, harmanlamış bir sanatçının mine ablanın eserini seslendirmek nasip oldu. O dönemde kafamda nasıl yarattıysam yıllar sonra yaşadım. Tevafuklara inanırım. Çocukların tertemiz saf dünyasında istediği her şey büyüdüğünde gerçekleşiyor. Sorsanız “hangi çağını tekrar yaşamak istersin” diye çocuk yaşımı isterdim.

İlk kez ne zaman ve kim tarafından keşfedildiniz?

Hatırlamadığım çok küçük yaşlarda ilgim başlamış. Annem keşfetti. Çocuğun hayatında anne çok önemli. Annem “sende farklı bir ışık ve yetenek var, üzerine gitmeliyiz” diyerek hep yol açtı, yol gösterdi. Yanımda durdu.

Sanat camiası sürekli konuşulur? Nasıl bir camianız var?

Bizim camia çok zor görünse de benim, tabiri caizse tertemiz, pırıl pırıl bir dünyam var. Bunu söyleyebildiğim için o kadar mutlu ve gururluyum ki anlatamam. Hayatım hep iyiliğin üzerine kurulmuştur. Azimliyim ama hırslı değilim. Çalışmayı, üretmeyi severim ama kesinlikle bu hırs değil çünkü hırs zarar verir hem sana hem de sevdiklerine. Çok çalıştım. Vazgeçmedim. 10 kere denesem olmazsa 11. kez de denerim. Ama kalıcı olduğuma inanıyorum. Müzisyen kimliğimin her yönünü yaşıyorum. Öğretmen kimliğinin yanı sıra icracı bölümündeyim. Söz yazıyorum, beste yapıyorum. Manevi anlamda yapmam gereken her şeyi yapıyorum ve maddi karşılığını da alıyorum. Maddi karşılığını alamadığımız zamanlarda oluyor o zaman da manevi hazzın tadını çıkarıyorum. Müziği yaşayarak büyüdüm ve hala yaşıyorum. Bu açıdan bakılırsa her camia gibi kendi camianızın temiz ve kirliliğini kendi yaşantınız belirler. Pisliğin içinde yaşamayı ve yürümeyi tercih ederseniz pislik bulaşır. Kenarından dolanırsanız, yolunuzu farklı yönden geçmeyi ve yaşamayı seçerseniz bulaşmaz.

Türkiye de sanatın gelişimini olumlu / olumsuz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde; fenomen, Youtuber mantığı ortaya çıktı çıkalı ünlü olma kavramı fenomenlik olarak algılanmaya başlandı. Bu kavram sanat adına üretmenin önüne geçti maalesef. Örneğin eskiden bir albüm çıkarmak çok zor iken şimdi dijital ve sosyal medyanın gücü ile bu artık zor olmaktan çıktı. Emeksiz ve zahmetsiz kolay çıkarılabilir oldu. Bir de fenomen olur olmaz daha doğrusu kitleyi toplar toplamaz hemen bir şarkı söyleme merakı çıktı ortaya. Kimisi komiklik olsun, dikkat çeksin diye kimisi de hakikaten sahneye çıkmak için şarkıyı kullanır oldu. Tamam yapılabilir ama burada esas önemli olan toplumu dejenere etmeden yapılması. Sanat adı altında her türlü kalitesizliği yapan Murat Öviç gibi insanları sevmiyorum. Hayatını tenkit etmiyorum ama toplumun ahlaki ve kültürel değerlerini dejenere ederek, oynadıkları oyunlarla insanları kandırarak bunu yapamazlar. Yapmamalılar. Sanki bir olay varmış, önemli biri kendisine mesaj atmış gibi paylaşımlar yaparak algı oluşturuyorlar ki aslında öyle bir mesaj yok. Kurgulayıp, laf atarak, küfreden, kendini yardımsever gibi gösterip aslında öyle olmadığını bildiğimiz sadece Murat Öviç değil onun gibi birçok isim var. Bu bir örnek pir örnek olsun. Son zamanlarda halk artık bunları ayırt ediyor. Fenomen, ünlü ve sanatçı kavramlarının ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Sanatın ilerlemesini istiyorsak bu kavramları ayırmalıyız.

Sanatı üretenler ve tüketenler olarak ayırıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?

Magazinsel ve sanatsal olmak diye düşünüyorum. Ben her zaman işin sanatsal tarafında yer alıyorum. Ancak o zaman doğru kitlelere ulaşırsınız. Her sanatçıda bir ego olmalı. Ama yeri, tavrı, tarzı olmalı. Bahsettiğim ego onu üretmeye sevk eden bir ego olmalı asla kibir değil. Sanatçıyım diye her şeyi yapma hakkına da sahip değilim. Bunun farkına varmalıyız. Birbirimizden farkımız yok.

İlk konserinizi hatırlıyor musunuz?

18 yaşımda İstanbul da 7 yıldızlı Klassis Hotel ki o zamanlar Türkiye de ki tek 7 yıldızlı hoteliydi. Şimdi Antalya’ya gitsek 30-40 tane 10 yıldızlı hotel görürüz. Özel bir gecede, siyah, uzun bir tuvalet giyerek çıkmıştım. İlk şarkı olarak Bodyguard şarkısını söylemiştim. “Seni her zaman seveceğim” derken sahnede büyümüştüm resmen. İnsanlar çok sevdiler. Toyum daha ama bu gece sonrası çok fazla sahne ve olumlu tepkiler almaya başladım. O gün bu gündür devam ediyorum. Profesyonel anlamda para kazandığım ilk işti. Kazandığım ilk paramla telefon almıştım.

Kaç dilde okuyorsunuz, şu an neler yapıyorsunuz?

14 lisanda eser seslendiriyorum ve bunun avantajlarını yaşıyorum. Uluslararası projelerde önceliğim oluyor. İtalyanca, Rumca, Rusça, Portekizce, Kazak lehçeleri, Çince, Arapça, Boşnakça, Balkan dilleri Hırvatça gibi birçok dilde birebir söyleyebiliyorum. O ülkenin insanı gibi seslendirebiliyorum ama bunun gırtlaktan ziyade müzik kulağı ile ilgili bir durum olduğunu düşünüyorum. İyi bir müzik kulağım var. Çocukken de böyleydi bir kere dinleyip aynı eseri tıpatıp seslendirebiliyordum. Müzikal zekânız yüksekse bu yetenek ortaya çıkar. Bende de Allah vergisi bu yetenek var. İlk kez “Ne Demek Lazım” single ile çıktım. Söz ve müzik bana aitti. “Sinerji” ile devam ettim. “Aklın Yolu” ve Ahmet Selçuk İlkan “Afetmez” diye eserini yorumladım. Şimdi çok yeni bir şarkı ile dinleyiciyle buluşacağız. Heyecanla bekliyoruz. Reklam müzikleri, proje müzikleri, cıngıllar, siyasi parti marşları, kendi projelerim, başka sanatçılara verdiğim eserlerim var. Meslek birliği üyesiyim. Şu ana kadar ortaya çıkan eserlerim 6 bini geçmiştir. Sürekli üretiyorum. Yolda yürürken, yemek yerken, film izlerken her an bir beste çıkabiliyor. Mesela şu anda başım ağrıyor derim pat çıkıverir.

Ah bu bende ki baş ağrısı

Neden oluyor bu hayat sancısı

gibi bir anda çıkıyor. Kelime haznesinin genişliği çok önemli. Kitap okumak çok etkili. Ben 16 yaşımdan beri çok kitap okuyorum. Yine anneme geleceğim annem çok okurdu bende okuyordum. Ne görüyorsanız onu uyguluyorsunuz.

Sosyal sorumluluklarının bilincinde biri olarak yakın zamanda içinde bulunacağınız bir projeniz var mı?

Engelliler ile ilgili online çok güzel bir proje yapacağız. TRT de bunun duyuruları yapılacak. Orada bende yer alacağım. Sivaslı olduğumdan Sivas’tan birçok dernek başkanlarımızı da bu projeye dahil ettik. Hayata karşı aslında engeli hiç olmayan kardeşlerimiz için bir araya gelmiş olacağız.

Ahde Vefa Platformu öncülüğünde; Engellilik sorunu, engelliliğin önlenmesi, engellilere moral ve motivasyon amaçlanan bir program kapsamında, ‘Engellilere Vefa’ isimli uzaktan online konferans düzenleyeceğiz.

Sakarya Engelliler ve Yardımlaşma Derneği öncülüğü ve İletişim Uzmanı Analist Taner Akkuş moderatörlüğünde ki online konferansta, ben ve Ahde Vefa Platformu Başkanı Nuran Kırlak ile ünlü yönetmen Ali Eşitmez katılım sağlarken, programın sponsorluğunu da gönüllü hizmetlerde bulunan Aslı Çam yapacak. Bunun heyecanını yaşarken diğer taraftan Türk zirvesi için çalışmalarımız var. Türkiye’yi temsilen katılacağım. Okumaları yaptık. Klip hazırlığındayız. Kazakistan, Azerbaycan Özbekistan gibi ülkelerin kendi lisanlarında Türk zirvesinde anlatılacak bir proje. Özel yerel kostümlerimizle çekimler yaptık. Bütün Türki Cumhuriyetlerin yöneticileri de yer alacağı bir zirve. Kazak bir eseri Türk birliği manasında bir eser seslendiriyorum. Türkçe seslendiriyorum ve sonrasında hep beraber kazakça seslendiriyoruz. 122 barış kanalında yayınlanacak. Yorucu ama heyecanlı. Türkiye’yi temsil etmek çok güzel bir duygu.

Bu sektöre merakı olan gençlere bir öğretmen olarak ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Yaptıkları işin ne olduğunu öğrensinler. Karar versinler. Bir şekilde eğitimlerini mutlaka alsınlar. Alaylı olup yeteneği harika olan insanlar tabi ki var. Kibariye, İbrahim Tatlıses vs. gibi. Sadece yaptığınız işi bilerek yapın manasında söylüyorum. Öğrenin, kendinizi geliştirin. Ben hala kendimi geliştirip öğreniyorum. Öğrendiğiniz kişilerin illa bir hoca olması gerekmiyor. İşinizde mahir kişilere danışın. Müzik farkınızı ortaya koyun. Enstrümantal çalın. Bu dönemde gerçek anlamda sanat yapan insanlar farklı olanlardır. Vazgeçmesinler ve asla ben oldum demesinler. Ne zaman ben oldum derlerse biteceklerini bilsinler. Sanat adına yapılanlar ortada. Kendinizi geliştirirseniz bu gibi dejenerasyondan etkilenmezsiniz. Dejenere olmamak adına sürekli öğrenmek, gelişmek çok önemli.

Covid sürecini nasıl değerlendirdiniz?

Covid sürecinin bize çok faydası olduğunu düşünüyorum. Sağlığın, vefanın, dostluğun, samimiyetin ne demek olduğunu öğrendik. Kendimizi yakından tanıdık, keşfettik, geliştirdik. Yarım bıraktığım işlerimi tamamladım. Ama zaten evi hep severdim o yüzden zorlanmadım. Çünkü çok yoğun çalışırdık ve kendimizi eve atınca çıkmak istemezdik. Çok dua ettim. Her zaman duasız tek günüm geçmesin diye dua etmişimdir. Covid süreci göstermelik hayatlarını gösteremeyen insanların isyanı oldu daha çok. Çöktüler. Çünkü havalarını atamadılar. Yediklerini, içtiklerini paylaşamadılar. Milyarlar saçıyorlardı o mekanlardan bir kare görüntü vermek için. Bunu yapamayanları yıktı covid süreci. Başka bir şeyleri yoktu. Ellerinde olan tek gösteriş hayatları ellerinden alınmış oldu. Hepsi Nusret gibi mekanlarda sırada bekleyip hava atarken şu anda evinde ekmek açar hale geldiler. Bu süreç böyle boş insanlar için yıkım ve isyan oldu.

Bu süreçte kendinizde yeni keşfettiğiniz, farkında olmayıp fark ettiğiniz bir özelliğiniz oldu mu?

Sosyal medya yönetiminde ciddi anlamda iyi olduğumu öğrendim. Şu an uzman olarak danışmanlık verebilecek kadar. Bunu fark ettim. Geliştirdim, araştırdım. Dijital mecralara ait çok şey öğrendim.

En büyük hayaliniz nedir?

Olympia Antik Kentte büyük bir konser vermeyi çok istiyorum.

Pandemi biter bitmez ilk yapacağınız şey ne olacak?

Sevdiklerime sıkı sıkı sarılacağım. Anneme, babama, sevdiklerime sarılıp bırakmayacağım.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

İnançlı, Anadoluyu, Osmanlıyı, Selçukluyu, Cumhuriyeti, şu anda ki liderimizi de seven, bilen bir birey olarak kendimi şanslı görüyorum. Devletime, bayrağıma milletime bağlı biriyim. Sürekli eleştiren, olumsuzluk üreten bir insan değilim. Saygı ve sevgi dolu biriyim. Yanlışa yanlış derim ama devletimi yönetenlere sadık ve sevgi doluyum. Ülkemizin yabancısı gibi sürekli ülkemizi eleştirmek bizi nereye götürür. Kaosa götürür. Türki Cumhuriyetlerde bizde olduğundan daha çok sahip çıkıyorlar şimdiki liderimize. Türkiye içerisinde sürekli bir eleştiri ve nankörlük söz konusu. Eleştirinizi yaparsınız ama yapılanı da görmezden gelemezsiniz. Adaletli olmak lazım. Bir hak varsa iade etmek gerekir. Sürekli eleştirmek, kötülemeyi art niyet olarak görüyorum. Tabi ki hatayı da görünce bu neden yapıldı deyip peşine düşmek lazım o ayrı ama her şeyde adil olmak lazım. Birlik ve bütünlükten yanayım. Rabbim devletimizi, bayrağımızı, milletimizin birlik ve beraberliğini korusun.

Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Çok keyifliydi. Yeni projelerin hayırlı ve bereketli olsun

Bende sana, okuyucularına, takipçilerine çok teşekkür ederim. Çok keyif aldım. Samimiydi. Yakından takip ediyorum. Manevi açıdan çok besleyici işlere imza atıyorsun. Hiç gitmediğim yerleri sayende görüyorum ve o an empati kuruyorum. O gördüklerim karşısında iki yaşam arasındaki farklılıkları haksızlık olarak görüyorum ama bu bizim değil sistemin haksızlığı. Bu açıdan da seni tebrik ediyorum. Örnek olduğunu düşünüyorum. Hepimiz insanız. Arkamızda bırakacağımız tek şey yaptığımız güzel işler, iyilikler. Kötü gün dostusun ki bende her zaman iyi gün değil kötü gün dostuyum diyorum. Yolumuz açık olsun.

Dezavantajlı grupları önemsiyorum. Gücüm yettiğince mücadeleme devam edeceğim. Sizin gibi güzel bakıp güzel gören insanlar mutlu ediyor böyle güzel sözlerle. Eyvallah.


RÖPORTAJ / Aynur KARABULUT

Mart 2021

39 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör