Ara
  • Aynur Karabulut

ÇOCUKLAR İLE DOĞRU İLETİŞİM KURMAK!..

Çocuk Gelişim Uzmanı, Eğitimci, Yazar Hülya Akçay ile “Çocuk ile doğru iletişim” ve “Üstün zekalı çocukları nasıl anlayabiliriz?” konusu üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Çocuk gelişimi uzmanıyım. Drama, masal anlatıcılığı, geleneksel tıp, resim, Montessori gibi alanlarda eğitimler aldım. Uzun yıllardır eğitim sektörünün içimdeyim. Kaşif Çocuk Akademisi Anaokullarının kurucusuyum. Çocuğa Değer Katanlar derneğinin yönetimindeyim. “Cezeri” adında çocukhikaye kitabım ve üç arkadaş birlikte yazdığımız ‘’Üstün Zeka Üstün Yetenek’’ adında bir kitabımız var. 40 yaşındayım ve evliyim. 18 yaşında bir oğlum, 13 yaşında da bir kızım var.

Çocukla doğru iletişim nasıl kurulmalı?

· Çocuğumuzla aramızdaki ilişki güvene dayalı, pozitif ve çözüm odaklı olmalıdır. Onlar bizim düşmanımız değil en sevdiğimiz varlıklarımızdır dolayısıyla inatlaşmalara girmeyelim ve olumsuz davranışlardan kaçınalım.

· Sevgimizi söyleyelim, onlara değer verdiğimizi sıcak hareketlerimizle gösterelim. İletişim anında özenerek davranalım; onların boyuna eğilerek, ellerinden tutarak onlara karşı ilgili olduğumuzu gösterelim.

· Emir vererek konuşmayalım. Doğru kelimeleri seçelim. Örnek verecek olursak: -dokunma yerine bunu alabilirsin.

· Dilimiz sürekli karşıdakini suçlayan sen dili değil ben dili olsun. Örneğin: Bu hareketini (olumsuz davranış) gördüğüm zaman ben çok üzülüyorum.

· Ceza ve ödülü eğitim yöntemlerimizde kullanmamalıyız. Ödül çocukları menfaatçi kılabilir. Ödül karşılığında olumlu yapılan davranış, ödül kesildiği zaman eskiye dönüşebilir. Ve çocuk sürekli ödül bekleyeme başlayacaktır.

· Çocuğa iletmek İzlediğimiz mesajlar her zaman net, açık ve tutarlı olmalıdır. Mesaj karmaşası olmamalıdır ve bir gün söylediğimiz şey diğer gün değişmemelidir.

· Eğitim anne karnında başlar. Hamile kaldığımız andan itibaren duygularımız, yaşadıklarımız, beslenmemiz çocuğu etkilemektedir. Dolayısıyla sakin olmalı, sesimiz yükselmemeli gibi davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Ona hikayeler anlatıp, müzik dinletebiliriz, onunla sohbet edebiliriz.

· Bebeklikten itibaren bizi gözlemlemeye başlarlar. Küçük yaşlarda taklitle öğrenirler. Dolayısıyla onlara örnek olacak hareketlerde bulunmalıyız. Bizim söylediğimizi değil genellikle gözlemledikleri davranışlarımızı taklit ederek yaparlar.

· Çocuklarımız birer birey sadece bedenleri küçük ve hayat tecrübeleri yok, zihinleri bizim kadar çalışıyor. Onların duygularına, tercihlerine, zevklerine saygı gösterelim yani çocuğumuzu kabullenelim.

· Her çocuk farklıdır. Çocuğumuzun iletişimde frekansını yakalayalım.

· Sürekli kurallar için uyarı yapmayalım. Her şeye hayır demeyelim, onların çocuk olduğunu unutmayalım ve zaman zaman esnek olalım.

· Beklentilerimizi yüksek tutmayalım ve onların yaşına, karakterine uygun olsun.

· Her çocuğun farklı olduğunu unutmayalım ve çocukları birbiriyle kıyaslamayalım.

· Çocuğumuzun kendisini ifade etmesini kolaylaştırıp cesaretlendirelim. Eğer dinlemezsek içine kapanabilir ve özgüven problemi yaşamaya başlanır.

· Yanlış yaptığında hoşgörülü olun ve çocuğunuzu dinleyin, sorunu çözmek için ona şans tanıyın.

· Çocuklarımıza verdiğimiz sözlerde durmalıyız her sözümüzü yerine getiremiyorsak sebebini açıklamamız gerekir ancak şimdi canım istemiyor gibi cevaplar çocuğunuzu tatmin etmeyecektir ve bize karşı güveni sarsılabilir.

· Sürekli her şeyi ben bilirim havasında olmamalıyız. Sen yapamazsın, bilemezsin gibi tavırlar ona kendini eksik hissettirecektir.

· Çocuklarımızı tehdit etmemeliyiz. Onları küçümsemeden, sesimizi yükseltmeden iletişime geçmeliyiz.

· Onlar birebir özel vakit geçirmeliyiz.

· Mutlu anne, mutlu baba, mutlu çocuk demektir. Zaman zaman kendimize özel vakit ayırıp, dinlenmeliyiz ve kendimizi şımartmalıyız. Ve bence “Doğru iletişim” karşıdakiyle çatışmadan, dinleyerek, iletişimde özen göstererek pozitif yaklaşmaktır.

Çocuklarda hayal gücü nasıl geliştirilebilir?

· Bebeğimize anne karnından itibaren hikayeler okuyabiliriz, müzik dinletebiliriz ve onunla konuşabiliriz

· Çocuklarımızın hayallerine inanmalıyız.

· Çocukların işi oyun oynamaktır. Hayal gücü, oyun gelişimi paralel olarak ilerler. Oyun yaratıcılığın ortaya çıkmasında büyük rol oynar.

· Doğumdan sonraki ilk iki yıl harekete dayalı oyunlar ağırlıktadır ve bu oyunlar hayal gücünü ortaya çıkarır.

· 2-3 yaş civarı zihinsel gelişimin ve dil gelişiminin belli olgunluğa gelmesiyle soyut düşünme becerisi gelişmeye başlar ve hayali oyunlar, hayali kahramanlar üretecektir. Biz onun bu oyunlarına eşlik edebiliriz.

· Günlük yaşantılarında bizi taklit etmeye başlarlar. Örneğin kız çocuklarının evcilik oynaması gibi. Çocuklar iyi gözlem yeteneğine sahiptirler, taklitle çok şey öğrenir ve geliştirirler.

· Beraber hayal gücünü geliştirecek etkinlikler, doğaçlama oyunlar planlamalıyız

· Onunla bol bol konuşmak ve göz teması kurmak önemlidir.

· Doğa ile iç içe olunmalı, hayvanları tanımalılar.

· Masal, hikayeler okumak, canlandırmak, masalın konusu hakkında sohbet etmek sorular sormak hayal gücü gelişimine katkısı büyüktür.

· Sosyalleşmesi için ortamları ayarlamalı, kaliteli zaman geçirmesine sağlamalıyız

· Lego, zeka oyunları, yapbozlar, küpler, satranç gibi materyaller hem hayal gücünü hem de kas becerilerini geliştirir.

· Çocuklarımıza söz hakkı, seçim hakkı vermeliyiz. Tercihlerine saygı duymalıyız. Sorgulamayı, soruşturmayı öğreterek hayal dünyasını geliştirebiliriz.

· Günlük sorunlarda kendi kendine çözüm sunması için fırsat vermek ve başarı duygusunu tatmasını sağlamak çocuğun düşünce gücünün gelişmesi için önemlidir.

· Disiplin başarı için önemlidir ancak çocuk yetiştirmek sadece kurallarla olmaz, akıllı çocuk istiyorsak aklını geliştirmeliyiz. Sorularına sabırla cevap vermeliyiz ve onu dinlemeliyiz.

· Çocuğu hata yapma şansı verilmelidir özgürlüğü elinden asla alınmamalıdır.

· Yapamazsın gibi kelimeler ona kendini yetersiz hissettirmemeliyiz.

· Yanında birileri varsa küçük düşürücü söylemlerde bulunmamalıyız.

· Aşırı korunma ve savunma duygusu ile yaklaşmamalıyız ve onu utandırmamalıyız.

· Keyfi olarak kurallarımızı değiştirmemeliyiz. Hatta kurallar oluştururken onun da fikrini almalıyız.

· Sebep-sonuç ilişkisi kurulmasını sağlamalıyız.

· Beklemediğini sürprizlerle onu şaşırtmalı, insanları mutlu etmenin hazzını yaşatmalı bazen kuralları esneterek onu mutlu edebiliriz.Kısacası yeteneklerini geliştirmesi için destek olmalı ve fırsatlar sunmalıyız.

“Evde kalalım ama eğitimsiz kalmayalım” derken ne anlamalıyız?

Uzun zamandır salgın hastalıktan dolayı evlerimize kapandık ve çok basit alışkanlıklarımız bile bizim için çok kıymetli oldu. Maddi, manevi etkilendik. Bir de çocuklarımızın eğitim ortamının yani okulun olmaması bizi daha da zorladı. Ancak bunların yanında Millet olarak birbirimize kenetlendik. Şükür etmeyi öğrendik. Gelecek günlerimiz için ve çocuklarımız için kendimizi canlı tutmalıyız. Evde çatışma yerine çocuklarımıza oyunlaştırarak her türlü işi ve dersi yaptırabiliriz. Yani keyifli hale getirebiliriz. Hedefli aktiviteler: Başarma duygusunu hepimiz yaşamak isteriz, çocuklarımıza da bu duyguyu yaşatmalıyız. Pazıl, Satranç, Mangala, Kitap bitirme ve değerlendirme gibi aktiviteler yapmalıyız. Çocuklarımızı hep öğretmeninden veya psikologlardan dinleriz, bu süre çocuklarımızı tanımak için iyi bir fırsattır. Çocuklarımızın eksiklerini görüp tamamlama ve becerilerini geliştirmek için uygun zamandır. Mesela her zaman vakit ayıramadığımız aktiviteleri yapabiliriz. Dolaplarımızı düzenleme ve giymediğimiz kıyafetleri ihtiyacı olan insanlara verme, mutfak aktiviteleri gibi... Geri dönüşüm çalışmaları: Tamir, onarım işleri, sanatsal faaliyetler (kahve telvesi ile resim yapımı, taş boyama, mum yapımı, sabun yapımı, kesme yapıştırma gibi...)Beraber Kitap okuma, film izleme, Drama, canlandırma, Yaz tatili hakkında planlar yapma, çocukluğumuzdaki geleneksel oyunları onlara öğretme, kahve ve sohbet saatleri, spor yapma gibi aktiviteler önerebiliriz.

Ceza ve ödülü eğitim yöntemlerimizde kullanmalı mıyız?

Ödül çocukları menfaatçi kılabilir. Ödül karşılığında olumlu yapılan davranış, ödül kesildiği zaman eskiye dönüşebilir. Ve çocuk sürekli ödül bekleyeme başlayacaktır. O yüzden bu yöntemi asla önermiyorum.

Çocuklarımıza sınır koymalı mıyız?

Aile içi ilişkileri düzenlemek için sınırlar koymak önemlidir. Çocuğun yanlışı, doğruyu öğrenmesi için gereklidir. Sınır koyma aile içindeki şiddeti, çatışmayı ve gerilimi azaltır.

• Ailede hep beraber bir toplantı zamanı belirlenir. Bu toplantıda ortak kararlar alınır, kurallar beraber konulur. Bu sürece çocuğu dahil etmek süreci kolaylaştırır. Alınan kararlar, kurallar herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu kuralları uyumadığı zaman ne olacağı çocuğa anlatılmalı ve onun iyiliğini düşündüğümüzü çocuk anlamalıdır.

· Hayatımızı sürekli kurallarla boğmamalıyız. En önemlileri az, öz, net kurallar olmalı. Zaman zaman esnetebiliriz.

· Çocuk uymazsa bunlara sevdiği şeylerden mahrum bırakmak uygundur; örneğin bilgisayar oyunu, çizgi film izlemesini bir gün kaldırmak gibi...

· Bunu yapmadan önce çocuk dinlenmeli, eleştirilmemeli ve önemli olan hatanın anlaşılmasıdır.

· Tutarlı, ciddi iletişim önemlidir.

· Çocuğa doğru sözlerle yaklaşmalıyız yardımcı olmalıyız ve kurallar konusunda örnek olmalıyız.

· Güç kullanmamalıyız, inatlaşmaya girmemeliyiz.

· Çocuk karar sürecinde bulunduğu için sorumluluk alacaktır, kabul ettiği şeye uymak zorunda kalacaktır ve bunun küçük yaştaki çocukların karakter gelişimine olumlu katkısı bulunur.

Üstün zekalı çocuklar konusunda ne bilmemiz gerekiyor?

Aynı şartlar altında olduğu halde yaşıtlarından zekadüzeyini daha iyi kullanan bireylere üstün zekalı denir.

Üstün zeka belirtileri şunlardır:

· Bebeklikten itibaren el, kol, bacak hareketlerinin aşırı hızlı olması.

· Uzun, güçlü dikkat süresi

· Erken yaşta kelime hazinesinin gelişimi, güçlü betimleme yapmak, yani dil becerilerinin standardın üstünde performans göstermesi.

· Soyut konulara ilgi duyması ve bu konular hakkında sık sık soru sorması.

· Problem çözmede başarılı olması

· Liderlik vasıflarının sergilenmesi

· Farklı konulara ilgi duyması, farklı yeteneklerinin yaşıtlarına göre daha iyi gelişmiş olması.

· Hızlı öğrenmek, öğrendiğini unutmamak

· Mükemmel hafıza

· Ağrılara fazla tepki göstermek

· Meraklı olması ve öğrendiği şeyden keyif alması

ÖNEMLİ NOKTA: Bunlar gibi başka belirtiler de olabilir ama bu belirtileri gösteren her çocuk üstün zekalı değildir. İpuçlarını gören aileler çeşitli zeka testleri yaptırmalı ve zeka geliştirici eksersizlerle çocuklarını desteklemelidir. Çünkü desteklenmeyen üstün zeka seviyesi gerileyebilir ve zamanla normalleşebilir. Yapılan araştırmalar Üstün zekalı olmanın %40 -50 genetik olduğunu gösteriyor. Üstün zekalı çocukları asla etiketlememeliyiz. Onlar duygularını daha yoğun yaşarlar ve aşırı hassastırlar kimi zaman aşırı hırslı olabilirler kimi zamanda aşırı özgüvenlerinin kurbanı olurlar. Beklentilerimizi yüksek tutmamalıyız ve onları pohpohlamamalıyız. Onları dinleyelim ve anlayalım. Soru sorarken ki heyecanlı hallerine eşlik edelim. Sordukları soruyu bilmiyorsak dürüstçe bilmediğimizi ve araştıracağımızı söyleyelim.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Dünyada üstün zekalı çocuklar %2-3 kadar... Bu kadar azsa bu özel insanlar kesinlikle farklı, kendilerinin alabildiği kadar eğitim almalılar. Aileleri ve ülkeleri için birer nimettir ve ülkeleri için büyük adamlar olabilirler.Burada kast ettiğim şey çocukluklarını yaşamasınlar değil kesinlikle bol bol oynasınlar ama onlar standart eğitimi almaktan sıkıldıkları için kendilerine göre eğitim almalılar. Bu özel insanların belirlenmesi, tanısının konması çok önemli; tanıyı koymak, yol haritamızı çizmek demektir. Şunu unutmayalım desteklenmeyen, kullanılmayan üstün zeka normalleşir.

- Çok keyifli, dolu dolu bir röportaj oldu teşekkür ederim.

- Bende keyif aldım,teşekkür ederim.


RÖPORTAJ / Aynur KARABULUT

Nisan 2020


87 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör