Ara
  • Aynur Karabulut

DOĞU TÜRKİSTAN DA ÇİN SOYKIRIMINA KİM DUR DİYECEK!..

Çin’in kirli elleri Müslüman kardeşlerimizin yatağına kadar uzandı!.. İslam alemi nerede?

Müslüman halka topyekûn ‘terörist’ muamelesi yapılmaya başlanan, bir çadıra ya da pusulaya sahip olunması, mutfağında birden fazla bıçağı bulunması, pasaportunun olması, yurt dışına çıkmak ya da yurt dışına çıkan birisiyle konuşmak, başkalarına günah işlememesini söylemek, fazladan yiyeceğe sahip olmak, kahvaltıyı güneş doğmadan önce yapmak, alkol ve sigara kullanmaktan kaçınmak, sakallı olmak ya da başörtüsü takmak, camiye gitmek, namaz kılmak, oruç tutmak, DNA örneği alınmasına izin vermemek, bazı sosyal medya uygulamalarını kullanmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak, üzerinde ay yıldız olan tişört giyinmek ya da bu sembolleri bir şekilde kullanmanın suç sayıldığı ve saydığım bu yaşamsal görevleri yerine getiren bir kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülen Doğu Türkistan da Çin tarafından uygulanan soykırımı dinledikçe yüreğim sızladı.

Öğrenci, çiftçi, esnaf, iş adamı, âlim, din adamı, akademisyen, yerel yönetim çalışanları, memurlar, işçiler, sanatçı ve sporcular; kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlılar. Uygur, Kazak ve Kırgız Müslümanların ortak payda İslam sancağı altında birleşmesi Çin tarafından kamplara alınmaları için yeterli sebep olarak görülmektedir.

Toplama kampları Doğu Türkistan’ın tamamına yayılmış durumda. İnsanlar kendilerine isnat edilen suçların yazıldığı bir itirafnameye zorla imza attırılmakta, sonrasında mahkeme kararı olmaksızın süreç yasallaşmaktadır! Hatta bazılarına uzun bir suç listesi verilerek, “kendilerine suç beğenmeleri” istenmektedir!

Bir kamp toplamda 1.000-1.200 civarında koğuş ve 60’tan fazla binadan oluşmakta ve 16 m2’lik bir koğuşa 20 insan sığdırılmaktadır. Kamplar dikenli tellerle çevrili, kat kat güvenlik sistemleriyle güçlendirilmiş duvarlarla örülü; izleme kuleleri, onlarca polis ve asker tarafından korunmaktadır ve insanlar bu işkencehanelerden asla ne zaman çıkacaklarını bilememektedir. İnsanlar ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim merkezlerinde, hastane, depo, hangar, gar ve fabrikalarda, yer altı zindanlarında ve bazen çöllerde bazen mahallelerde kurulan toplama kamplarında da tutulmaktadır ve bu kamplar sürekli olarak genişletilmektedir.

Zoraki mahkumlara işkence ve asimilasyon programları uygulanmakta, bu kişilerin haklarının yakınları tarafından takibine dahi izin verilmemekte, nerede tutuldukları bildirilmemekte, hatta çoğu zaman yaşayıp yaşamadıkları bilgisi bile verilmemektedir. Nitekim 5-6 yıldır aileleriyle görüşemeyen insanlar bulunmaktadır. Türkiye de bulunup aileleri ile görüşemeyen, onlardan haber alamayan birçok Uygur Müslüman Türk kardeşimle bir araya gelerek saatlerce dinledim. Hayretler için de kaldım. En önemlisi de dünyanın gözü önünde yaşanan bu zulme İslam aleminin sessizliği üzdü beni.

Yakınları Doğu Türkistan da, toplama kamplarında bulunan arkadaşların ifadelerine göre toplama kamplarında yapılan işkencelerden bazıları, yaz aylarında sadece iç çamaşırıyla sıcak taş üzerinde; kış aylarında da çıplak ayak buz üzerinde bekletme, dayak, elektrik şoku verme, hastalık durumlarında müdahale etmeme, uykusuz bırakma, uzun süre hücre hapsinde tutma, uzun süre kelepçe ile bırakma, uzun süre kafasında siyah çuval olduğu hâlde bekletme, tuvalet ihtiyaçlarının giderilmesini kısıtlama, aşırı kalabalık odalarda tutma, aç ve susuz bırakma ya da yeterli yiyecek vermeme, su tanklarına daldırma ya da soğukta üzerine soğuk su dökme, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları bu hâldeyken copla dövme, elektrik verme, değişik acı verici nesnelerle dövme ve eziyet etme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gergin pozisyonda tutma, günlerce hareketsiz bir şekilde kaplan koltuğu denen koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma, düzenli olarak verilen içeriği bilinmeyen ilaçlarla güçten düşürme ve itaate zorlama, zoraki kürtaj ve doğum kontrol uygulamaları, erkeklerin kısırlaştırılması, tecavüze uğrayan birini izlemeye zorlama ve toplu tecavüz gibi insanlık dışı zulmün uygulandığı toplama kamplarının kapatılması, ailelerinden haber alamayanların ailelerinden haber almak istemesi için yükseltmeye çalıştıkları seslerini duyurmak adına hikayelerine yer verdim.

Bu hikayeleri paylaşarak kardeşlerimize ses olmak bir Müslüman olarak görevimiz. Karınca misali ateşe su taşımaktır gayem. Rabbim kardeşlerimizin yüreğine ferahlık versin. Gücüm yettiğince yanlarında olmaya devam edeceğim. Umarım yaptığım bu söyleşiler kardeşlerimizin neden meydanlarda olduğuna dair bilgi edinmeniz adına bir nebze de katkı sunar ve Doğu Türkistan da yaşanan soykırım için harekete geçmenize vesile olur.


Yeteri kadar duyurulması ve ses oluşturulması için bütün hikayeler tek tek yayınlanacaktır…

57 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

BOŞLUK!..