top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıAynur Karabulut

MODERN BARBARLARA KARŞI BİR BARIŞ YÜRÜYÜŞÜ! MARŞ MİRA…

Yugoslavya dağıldıktan sonra, Avrupa’nın orta yeri savaş alanına dönmüştü. Boşnaklar için; Birleşmiş Milletler Bosna Hersek’in çeşitli yerleşim yerlerine koruma gücü yerleştirerek silahlı Sırp milis ve ordu güçlerine karşı güvenli bölgeler oluşturmuştu.

BM koruma gücünün silahları topladığı Srebrenitsa kenti de güvenli bölgelerden birisiydi. 1995 yılının temmuz ayında burada büyük bir katliam yaşandı. Sırplar şehrin kendilerine teslim edilmesini istediler. Baskıya karşı direnmeyen Hollandalı BM koruma güçleri çekilince sivil halk ortada kaldı. Gözü dönmüş Sırp çeteleri (Çetnikler) 14-70 yaş arasındaki Müslüman Boşnak erkekleri toplayarak bazen diri diri bazen de parçalayarak açtıkları çukurlara atarak sayısız “toplu mezar” oluşturdular.

SREBRENİTSA KATLİAMI

Tarihe ‘Srebrenitsa Katliamı’ olarak geçen bu insanlık dramında 20 bin civarında insanın katledildiği ifade ediliyor. Geride kalan siviller çoluk çocuk, kadın, ihtiyar canlarını kurtarmak ve güvenli bölge olan Tuzla’ya ulaşmak için yollara düştü. Gece yürüdüler, gündüz saklanarak yaşamak adına bir umut yolculuğu başlattılar. Bu insanlık dramının hatırlanması, barış içerisinde insanca yaşamın yeniden sağlanması ve bir nevi ‘özür dilemek’ gayesiyle, sivil halkın canını kurtarmak adına kaçtığı o güzergâhta her yıl 8-11 Temmuz tarihleri arasında MARŞ MİRA /Barış Yürüyüşü adıyla uluslararası etkinlik düzenleniyor.

Binlerce insanın katılımıyla Nezuk kasabasından başlayarak dere tepe, dağ bayır, ovalar, ormanlar aşılıyor. 3 günde yaklaşık 110 km civarında yol yürünüyor ve Potoçari Anıt Mezarlığı’nda anma programı ile sona eriyor.

Yıllardır katılmayı planladığım bu yürüyüşe nihayet katılmak nasip olacak. Bugünlerde Marş Mira Türkiye ile yollara düşmenin heyecanını yaşıyoruz… Bu yürüyüş öncesi hem okumalar yaparken hem de hazırlanırken efsanevi bilge lider, merhum Aliya İzzetbegoviç’ in; “Bize yapılan soykırımı unutursak bunu bir daha yaşamaya mecburuz, size asla intikam peşinden koşun demiyorum ama yapılanları da asla unutmayın.” sözünde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha idrak ettim.

Marş Mira yürüyüşüne katılmayı düşünenler için “Yürüyüş öncesi ve yürüyüş sırasında nasıl hazırlanmalı? Nasıl katılmalı?” gibi sorulara cevap bulmak için hem daha önce bu yürüyüşe katılmış hem de katılmak isteyen grup ve bireyleri bir araya getirerek Marş Mira Türkiye organizasiyonu işbirliği ile götüren Habil Mert ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Buyrunuz efenim!..

Sizi tanıyabilir miyiz?

Habil Mert; 1977 Edirne doğumlu, evli, iki erkek çocuğu babasıyım, ticaret yapıyorum. Gönül Birliği Derneğinde sosyal çalışmalar yapıyorum.

Bu yürüyüşe ilk kez ne zaman, nasıl ve neden katıldınız?

İlk kez iki yıl önce eşim ve iki oğlumla katıldım. Uzun yıllardır yakinen bildiğim, takip ettiğim bir organizasyondu. Arkadaşlarımızla birkaç organizasyon yaptık ancak ben dâhil olamamıştım. Saraybosna bizim için gönlümüzün işgal edilmiş sarayı. Benim atalarım 1911 Balkan göçmeni, zulme uğrayarak muhacir (macır deriz) olmuş bir aileden geliyorum. Bosna savaşında lise son sınıftaydım işin şuurunda değildim. Savaş sonrası Bosna’ya özel ilgim oluştu. Gönüllü gidenleri sosyal medyadan okuduğumda bu dayanışma bilincine imrendim... ‘Ne yapabilirim?’ sorusuyla beraber Bosna, gündemimde her daim önemli bir yer tuttu. Marş Mira bir anma ve diri tutma eylemi. Şuur aşılayan bilinçlendiren bir eylem ve en önemlisi dayanışma mesajıdır. Asla bir Trekking veya bir eğlence değildir zira karşımızda modern barbarlar var. Bu yürüyüşle faşizmin karşısında mazlumların yanındayız diyoruz.

Bu yürüyüşe katılmak isteyenlere kolaylık sağlaması adına bir oluşum içerisindesiniz. Nasıl ve neden böyle bir oluşum başlattınız, bu süreç nasıl başladı?

Marş Mira Türkiye oluşumu yıllar içinde aslında bir bayrak yarışı gibi işledi. Önceleri yakinen tanıdığım arkadaşlarım birkaç yıl organize ettiler, sonra birçok sebeple arkası gelmedi. Yaklaşık 10 yıldır bugünkü organizasyonu Caner isimli bir arkadaşımız koordine ediyor. Tabii birçok gönüllünün de ona destek vermesiyle yürüyüşü her geçen gün daha düzenli hale getirdiklerini görüyoruz. Biz ilk katıldığımız yürüyüşte Caner Bey’in ekibindeydik. Ekip ve organizasyon olmadan yapılacak bir iş değil, zira birçok zorluğu barındırıyor. Türkiye'den Bosna'ya gelenlerin yürüyüşün başlayacağı yere ulaşmaları, eşyalarını ulaştırmaları, akşamları güvenli kamp ortamı bulmaları; yemek, sağlık, acil yardım vb. konuları halletmeleri açısından organizasyon yürüyüşü fevkalade kolaylaştırıyor. Tek başına gelip katılmak isteyenlere bunu kesinlikle önermem yollarda perişan olurlar...

Marş Mira Yürüyüşü nedir, hangi tarihlerde neden gerçekleşir ve ne zaman başlatıldı?

Marş Mira Srebrenitsa Katliamı’nda öldürülenlerin anısını diri tutmak adına organize edilen Barış Yürüyüşü’dür ve ilk olarak katliamın 10. Yılı olan 2005 yılında organize edilmiştir, o günden beri her yıl 8-9-10 Temmuz tarihlerinde yapılır. Yürüyüşü bizzat Bosna hükümeti düzenliyor ve hem Bosna’dan hem de dünyanın her yerinden binlerce duyarlı insan katılıyor. Yürüyüş ortalama 90 kilometre sürüyor. Güzergâh; Nezuk Köyünden başlıyor, Srebrenitsa Potaçari'de bitiyor. Katliamdan kaçanların yönü ise tam tersi; Srebrenitsa’dan, Nezuk köyüne. Nezuk’a ulaşabilen kurtuluyor. Ulaşamayan, yollarda yakalananlar oracıkta kurşuna dizilmiş... yani ölüme yürümüşler. Biz geri istikamete doğru Nezuk’tan Srebrenitsa’ya yürüyoruz bir yerde ölüme değil hayata yürüyerek barış diyoruz.

İnsanlar neden bu yürüyüşe katılmalı?

Biz Müslümanlar sinek öldürür gibi katledildik, katlediliyoruz. Srebrenitsa katliamı 21. yüzyıldaki en büyük soykırımlardan biridir. Bilinç ışıklarını yakmak ve kardeşlerimizle dayanışmayı geliştirmek adına fırsat buldukça bu yürüyüşe katılmalıyız. Bu savaşın değerli komutanı; Bilge Adam Aliya’nın da üstüne basa basa değindiği bir husustur: “Unutmama, unutturmama!” unutursak hatırlatmak için pusuda bekleyen barbarlar var... Bu katliam Batı’nın gözü önünde, onların ‘Barış Gücü’ adı altındaki kuvvetlerinin müsaadesiyle gerçekleşmiştir. Bir daha asla buna yeltenmemeleri için her türlü dayanışma irademizi görmeliler.

Bu yürüyüş öncesi nasıl hazırlanmalı ve katılmak için nereden başlamalı?

Bence ilk önce Aliya İzzetbegoviç okunmalı! Bilinçsiz bir Marş Mira Yürüyüşü sadece trekking olur. Bosna demek biz Müslümanlarca büyük oranda ‘Aliya’ demektir. Bosna’yı özüne, öz kimliğine davet eden Bilge Komutanımızdır Aliya. Savrulmalara, asimilasyona karşı halkını bilinçlendiren ve en riskli zamanda önlerine bedenini hizmetkâr ederek ölümü kuşanan liderdir Aliya. Öncelikle 21. yüzyılda Bosna sınırlarını aşan fikirleriyle var olmanın ne demek ve nasıl olduğunu bizlere öğreten öğretmenimizi tanımalıyız. Batı’ya karşı kompleksli tiplerden Bosna’yı tanımaya çalışmak bizi yanıltacaktır.

Yürüyüşe gelince; Bu uzun bir mesafe, mümkünse gelmeden önce bir iki ay kırsal alanlarda yürüyüşler yaparak kondisyon sağlanmalı. Gerekli eşyalar tedarik edilmeli; çadır, yürüyüş batonu, mat, uyku tulumu, yürüyüş için rahat ayakkabı, el feneri, ilaç, yağmurluk, powerbank, el feneri, rahat kıyafet, geceleri için polar üst.. vb. ihtiyaçlar mutlaka bulundurulmalı.

Yürüyüş esnasında neler oluyor, nasıl bir yürüyüş gerçekleşiyor?

Katliam yolunu gerisin geriye yürümeye dualarla, besmeleyle başlıyoruz. Toplu katliam noktalarından geçerken hüzünleniyor, şok oluyor, bazen ağlıyoruz... Buradan 300, şuradan 850, oradan 500 kişi çıktı gibi bilgi notlarıyla karşılaşıyoruz. Güzergâh boyunca binlerce kişinin yarım veya tam ceset parçalarının çıktığı, toplu gömüldükleri yerlerin tabelalarıyla karşılaşıyoruz. Yakaladıkları yerde katletmişler veya başka yerde katledip hızlıca en uygun buldukları yerleri kepçelerle kazarak insanları topluca gömmüşler. Güzergâh boyunca aklımıza gelen şu; böylesine güzel bir doğanın içinde, cennetten bir köşe denilecek bu güzelliklerin içinde; nasıl, hangi vicdanla, hangi gerekçeyle yapıldı bu katliamlar?

Ve tabii yürüyüş boyunca şehit yakınları ile yürüyoruz; kiminin eşi, kiminin çocuğu, kiminin torunu yanımızda yürüyor. Her yıl katılan şehit aileleri var. Aliya’nın komutanları, silah arkadaşları, dava arkadaşları başını çekiyor yürüyüşün. Deli dolu yürekli Boşnak gençler de renk katıyorlar yürüyüşe. İçinden geçtiğimiz ormanlardan, köylerden çıkan Boşnaklar yollarda çay, su, karpuz, armut, elma ikram ediyorlar, gözyaşlarıyla karşılıyorlar, dualar ediyorlar. Teşekkür ediyorlar bolca. Evlerinin bahçesinde mütevazı sofralarına zorla oturtanlar var. Bosna halkı her an tekrar bu katliamın olabileceğinin bilincinde; yürüyüş bize bunu hissettiriyor ve öğretiyor. Konuştuğumuz Boşnaklarla fikir ve öneri paylaşımı yapıyoruz. Madden ve manen yorucu geçiyor ama günün sonunda dirilten bir yorgunluk olduğunu fark ediyorsunuz.

Yürüyüş sırasında katılımcıları ne gibi sorun ve zorluklar bekliyor? Hasıl olacak sorun ve zorluklar için ne gibi önlemler alınmalı, o esnada nasıl çözümler getirilmeli veya getiriliyor mu?

Sıcak veya yağmur; ikisi de mümkün ve her ikisi de beraberinde kendi zorluğunu dayatıyor. Hazırlıklı olmak gerek. Yorgunluk ha keza; yorulup bitap düşen veya hastalananlar araçlara binerek kamp bölgesine gidebiliyor. Devamlı gönüllü Kızılay yetkilileri var. Yolda sıklıkla kalsiyum tozu içiyoruz eklemler ve kaslara güç versin diye. Yürüyüşe katılanlar ağır yük almamalı, küçük bir sırt çantası içine; su, ağrı kesici, incir kurusu, fındık v.b. şeker, telefon, pasaport, iç çamaşırı alması kâfi. Bir de bazı noktalarda köylerden geçerken dikkat edilmeli; Sırp polislerin önünden geçiyoruz, onların hâkim olduğu köylerden geçerken sataşma falan olmamasına özen gösterilmeli, tahrik edici bakışlardan uzak durmalı. Balkanlar gergin bir bölge. Grup sorumluları bu konularda bilgilendirme yapıyor zaten.

Türkiye'den bu yürüyüşe katılmak isteyen gönüllüler nasıl organize olmalı, süreci nasıl başlatmalı?

Bu organizasyona bu yıl 115 kişi katılıyoruz. 2 büyük otobüs ve malzemeleri taşıyan 1 veya 2 panelvanla. Otobüslerde yer kalmazsa biz panelvanlarda tıkış tıkış gideceğiz. Bir kişi daha katılsın diye koltuklardan feragat edeceğiz, daha fazla katılımın koordinasyonu ise gerçekten çok zor.

Gelmek isteyenler bizlerle iletişime geçmeli, organizasyon ekibi yönlendirecektir. Pasaport sorunları olmamalı, Bosna’ya indiği andan itibaren en az 6 aylık süresi olmalı pasaportun. Hazırlık konusunda bahsettiğim teknik eksikler halledilmeli ve özellikle Bosna hakkında araştırma yapmalılar. İşin ekonomik tarafı da var tabii; gün yaklaştıkça uçak biletleri fiyatları artar. Ya organizasyonla beraber grup bileti almalılar ya da 2-3 ay önceden bilet tedarik etmeliler. Tabii hotel ve organizasyon masraflarını da unutmamalılar. Karayoluyla gelmek isteyenler Bulgar vizesi veya Schengen vizesi almaları gerekiyor.

Marş Mira yürüyüşüne katılmak isteyen bir kişinin çantasında neler bulunmalı, nasıl bir çanta hazırlamalı?

Tek bir Valize Çadır, Mat, Tulum ve giyim eşyalarını doldurmalılar. Organizasyon için tuttuğumuz araçların bagajları sınırlı, diğer arkadaşlarımızı sıkıntıya sokmamak için herkes tek valizle gelmeli. İç çamaşırı, yürüyüş için penye şort veya eşofman, şapka, yağmurluk, ağrı kesici, çinko oranı yüksek pişik kremi, terlik, havlu, ayağın alışkın olduğu yürüyüş ayakkabısı mutlaka bulundurmalı. (yeni ayakkabı ayağa vurabilir)

Bu yürüyüşte olmazsa olmaz mutlaka bulundurmalısınız dediğiniz şey nedir?

Pamuk şort-Eşofman, Pamuk iç çamaşır, Pişik kremi, Yağmurluk, el feneri, powerbank ve yağmurluklu çadır bunların hepsi mühim.

Daha önce katılan biri olarak hem bu duyguyu yaşadınız hem de katılımcıları gözlemleme şansınız oldu. Nasıl bir atmosfer, duygu ve ruh hali oluşuyor? Yürüyüşü tamamlayan biri ne hissediyor nasıl bir duygu yaşıyor?

Savaş kötü bir şey barışı korumalı, ancak savaşa her daim hazırlıklı olunmalı, zira dünya kötülerin kontrolünde. Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna'daki BM Barış Gücü komutanı Hollandalı generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti ve katliam başladı. ‘Batıya güven olmaz!’ aldığım ders buydu. Müslümanlar birbirine sahip çıkmalı. Bu bir tavsiye değil Allah’ın emri. Boşnaklar tüm asimileye rağmen bizim kardeşlerimiz. Aliya’nın mirasına sahip çıkmazsak bu zulümler tekrarlanan bir hak edişe dönüşür.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Aliya'nın birkaç sözü ile bitirelim inşallah;

"Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil dostlarımızın suskunluğu olacaktır."

"Savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir."

"Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."

"Ben Avrupa`ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı`nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına."

"Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz."

"Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın."

İnşallah bu sene ben de hazırlığımı yaptım, katılmak için sabırsızlanıyorum. Hem söyleşi için hem de rehberlik edeceğiniz ve vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Çok keyifli ve faydalı bir söyleşi oldu.

İnşallah, ben teşekkür ederim.


Aynur KARABULUT

AKTİVİST / BAĞIMISIZ GAZETECİ

HAZİRAN 2023

433 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page